Jose Mourinho etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Jose Mourinho etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ağustos 2010 Perşembe

MOURINHO&SA PINTO


Mourinho Porto'yu çalıştırdığı dönemde Bonfim'de otururken ev sahibi de Sporting Lisbon forması giyen Sa Pinto'dur. 2002-2003 sezonu. Porto-Sporting Lisbon maçı. Mourinho Porto'nun başında Sporting Lisbon maçına çıkıyor. İlk yarının sonlarına doğru Sporting'in sağbek oyuncusu Mourinho'nun önünde sakatlanır ve yerine sakatlıktan yeni kurtulan Sa Pinto girer. Devre olur ve Jose soyunma odasında Derlei'yi yanına çekerek gerekirse gol atmayı bile unutmasını ve sadece Sa Pinto'nun üzerine oynamasını ve O'nu yormasını söyler. İkinci devre başlar ve Sa Pinto'da yorgunluk belirtileri başgösterir.
Maçın bir anında Sa Pinto, Mourinho'nun yanına gelir ve diyalog şöyle gelişir;

Sa Pinto: Şu Derlei'yi çek artık tepemden!

Mourinho: Neden çok mu yoruldun?

Sa Pinto: Sakatlıktan yeni çıktım adam golü unuttu bana yükleniyor. Bıraksın artık yakamı.

Mourinho: İyi o zaman. Clayton'ı da alıyorum oyuna, hazırlan.

Sa Pinto: Sen delisin!

29 Eylül 2009 Salı

MOURINHOCA BİLMEK


Adam ters belli. Yaradılış faktörü bunda fazlasıyla etken. Çıkıntı olduğunu kendi de kabul ediyor. Chelsea'ye ilk imza attığında -ki bizim basın terslik söz konusuysa İngiliz basınının ardından ancak nal toplar- ''I am the Special One'' demişti imza törenine katılan İngiliz gözlere inat. Özel birisi, kimse de inkar edemez. Başarısı azımsanmayacak düzeyde ki İtalyan şampiyonunun başında olması bunun açık bir göstergesi. Chelsea'de O'ndan sonra gelen 4 teknik direktör hala O'nun kurduğu kadronun ekmeğini yedi, yiyor.
Porto ile önce UEFA Kupası'nı kazandığında bazıları gibi takımlarından ayrılmayı tercih etmeyip, gözünü Şampiyonlar Ligi'ne dikmişti. Çünkü aynı futbol dilini konuşabildiği bir takımı vardı. İki biyografisini okudum. Biri Patrick Barclay'in, yazdığı - Chelsea-Barcelona maçı sonrası Ertem Şener sayesinde imzalatma fırsatım olmuştu- diğeri de çok yakın dostu Luis Lorenço'nun kaleme aldığı bir kitaptı.
Belki uzun yıllar futbol oynamadı ama futbolun içinde, futbolu bilenlerin yanındaydı. Sir Bobby Robson ve Louis Van Gaal bunun en bariz örnekleri. Kısa süren Benfica macerası ve ardından yarattığı Porto efsanesi. Jardel'i bile adam gibi oynatabilen tek teknik direktördü Jose.
Seveni çok ama sevmeyeni daha çok. Karizmatik duruşu rakibe gözdağı veriyor fazlasıyla. Kim ne derse desin Jose Mourinho kısa zamanda elde ettiği başarılarıyla adını dünya futbol tarihine çoktan yazdırdı bile.
O'nun hitabı, üslubu, ukalalığını ben seviyorum. Keşke herkes böyle başarılı olabilse, ukalalık o zaman çekilir bir hal alır ancak.
Bu arada üzerindeki sweatshirtü Türkiye'de nereden bulabileceğim konusunda beni bir aydınlatan olursa sevinirim. Çünkü bakmadığım Nike mağazası kalmadı.

18 Eylül 2009 Cuma

ACI YOK!


Bir futbolcu-teknik direktör ilişkisinden çok, boksör-coach diyaloğunu andırıyor.

27 Temmuz 2009 Pazartesi

ETO'O İTALYA TOPRAKLARINDA


Ibrahimovic Barcelona'ya gider de Eto'o eksik kalır kalır mı? Mourinho'nun '' Eto'o'yu sadece aptallar takımında görmek istemez '' diye açıklama yapıp yine harika bir akıl oyunu yaptığı yeni forveti de Milano'ya geldi. Mourinho ve takımı Birleşik Devletler Boston'da ezeli rakibi Milan'ı Genoa'dan transfer Diego Milito'nun taksimetreyi 2 golle açtığı maçta 2-0 yenerken Mourinho sanki bu sene çok güvendiği Eto'o'yu karşılamaya dublörünü göndermiş gibiydi.