23 Kasım 2009 Pazartesi

GOLE GEL GOLE


Anderlecht dün oynanan maçta kendi sahasında Roseleare’yi 3-1 mağlup etti. Fakat bu galibiyetten çok Anderlecht’in 2. golü maça damgasını vurdu. Karşılaşmanın 34. dakikasında sol kanattan kullanılan taç atışının ardından ceza yayı üzerine gelen topu Boussafa önünde buldu ve kaleye doğru sert bir şut yolladı. Roseleare kalecisi Jurgen Sierens topu kontrol ettiğini sandı ama kendisinin bile inanamayacağı bir golü ağlarına gönderdi. Anderlecht bu golle 2-0 öne geçerken, gol Boussafa’ya yazıldı.

22 Kasım 2009 Pazar

KEWELL:1 - MANİSASPOR:1


Enteresan maç. Daha başlamadan burnuma beraberlik kokuları gelmişti bile. Ama 0-0, ama 1-1 ama 5-5. Farklı kıtaların çocukları biri Avustralyalı, bir, Kanadalı attı gollere imzalarını Sami Yen'de. Kewell kaçırdıklarını gole çevirse Makukula'ya ortak olacaktı belki de gol krallığında. 1-0 tabii ki yeterli skor değildi, Manisa'nın golü gelecekti ama ne zaman? Manisaspor serbest vuruş kazandığında ''şimdi gol'' demiştim ama top kornere çıktı. Meğer kornerden geleceği varmış.
Canın çıkacağına huyun çıksın derler ya Galatasaray yine vazgeçmedi huyundan. Fenerbahçe'nin puan kaybettiği bir haftada yine liderliği elinin tersiyle bir kenara itti. Gökhan Zan'a bir çift lafım olacak; hakem son düdüğü çalınca maç
bitiyor Gökhan. O itirazlar neye, niye?
Bu arada fotoğraf dikkatimi çekti. Top nerede, gözler nereye bakıyor.

TRABZO(R)SPOR


Zordur Trabzonspor'da futbolcu olmak, futbol adamı olmak.''Burada 21 yılda 23 teknik direktör eskitildi'' derken idam saatini bekleyen mahkum mağrurluğundaydı Hugo Broos. 24. isim olacağını bal gibi de biliyordu belli. Kale Arkası'ndan Coşkun ağabey de yazmıştı geçtiğimiz günlerde ''4 büyükler değil 3 büyükler'' deniliyor artık diye. Sebebi çok basit. Büyük takımlık, büyük vizyonla olur. Başarıya aç, sabırsız bir kesime söz dinletmek, bir şeyler izah edebilmek ve futbol izletmek zor hatta imkansız. Bitecekti bu izdivaç eninde sonunda zaten. Trabzonspor'un eski bir hocası vurdu tekmeyi Broos'un idam sehpasına. Ne gariptir ki bir başka eski hocanın adı geçiyor cesedi daha soğumadan. Aahh ahh... Eskiye rağbet olsaydı, Trabzon'a nur yağardı...

DEFOLU WIGAN


Bir Premier Lig maçında görmeye alışık olmadığımız değil, görmediğimiz bir skordu. Futbol bilginleri çıkıp ''fi tarihinde vardı böyle bir maç nasıl bilmezsin?'' diye ola ki beni yerse de boynum kıldan incedir, hatırlamıyorumdur, saygı duyarımdır, gerisi teferruattır. Hepsini geçelim nasıl olur da bir Premier Lig takımı 9 gol yer onu anlamak güç. Defoe gol atmadı resmen abarttı. 9. dakika açılan gol perdesi de Wigan'ın Londra semalarında dokuz doğurmasıyla sonuçlandı. Son olarak; kalecilerin gol yedikten sonraki bakışlarına bir dikkat edin. Çok masum ve çaresiz oluyorlar. Garibim Kirkland nasıl da içlenmiş öyle.

KURTLAR VADİSİ GLADIO


Sinema eleştirisi yazmıyorum o çok ayrı bir konu. Futbola zor yetişiyorum bir de sinemaya el atamam her ne kadar sinema okumuş olsam da.
İyi bir Kurtlar Vadisi takipçisiyseniz, yakın tarihle yakından ilgileniyorsanız ve İskender Büyük hayranıysanız bu filme gidin derim. Galasına katılmak, oyuncularla buluşmak şahsım adına ayrı bir keyifti. Gidenler gitmeyenlere anlatmasın. Türkiye'nin yakın tarihine ışık tutması açısından kesinlikle görülesi bir film.

21 Kasım 2009 Cumartesi

BEŞİKTAŞIM O NEY?


Ülkem topraklarında futbol görmeyeli çok olmuş. Beşiktaş'ı uzun zamandır bu kadar iyi oynarken görmemiştim doğrusu. İlk yarısı golsüz ve sıkıcı, ikinci yarısı heyecan dolu ve kasıcı geçen bir derbiydi. Fink Beşiktaş'a geldi geleli en sonunda kaleyi tutturdu. Alex'i bu kadar durgun beklemiyordum açıkçası. Ayağına ilk kez 29. dakikada değdi top. Maçtan önce Fenerbahçe alır diyordum ama bu akşam farklı bir Beşiktaş vardı sahada. Netice beni yanılttı ama mühim olan futbol tabiiki. İki takıma da bana uzun bir aradan sonra güzel futbol izlettirdiği için teşekkür ederim.
Maç öncesinin sansasyon ismi Twitter Kazım, maç sırasında da formunu korudu başladığı gibi bitirerek yanıltmadı. Maçı Beşiktaş kazansa da ilk yarıda maçın yıldızı kesinlikle Gökhan Gönül'dü bana göre.

Beğenilmeyen İbrahimo Ronaldo önce sağ ayağıyla ayağa teslim, karşı ödemeli bir orta yaptı, sonrasında driplingleriyle Uğur İnceman'a inadına golü attırdı. Bu galibiyetle de Beşiktaş önce yoğun sis bulutunu, sonra da üzerindeki kara bulutları bir süreliğine dağıttı. Herşey iyi tamam da 87. dakikada, takım iyi giderken, tribünler oley çekerken, ''Yeter Yıldırım Demirören'' diye çığıran bir zihniyet, bu galibiyete de sevinmiş midir acaba?

GEÇ BUNLARI


''Çalım atmayı Serdar Özkan'dan öğrendim'' diyor Arda Turan. O zaman üzgünüm ama çalım atmayı bilmiyorsun Arda.

HAKAN&HAGI&EMRE


İkisi kalplerde taht kurdu, diğeri kalplerdeki tahtı kırdı.

ÇARESİZ GÖZLER


Unirea Urziceni-Glasgow Rangers maçının 90 dakikasını izleme imkanı bulmuştum. Çok iyi bir maç seçimi değildi evet ama özetini de hazırlıyordum diğer yandan. Glasgow Rangers maçın sonlarına doğru yalandan bir gol bulmuş ve 1-0 öne geçmişti. Sevmiyorum İskoçları. Futbollarını da sevmiyorum. Kalbim bir zamanlar kalbimizi kıran Dan Petrescu'nun takımından yanaydı. Unirea dakikalar tüketirken baskısını biraz daha arttırdı ve uzatmalarda Onofraş'ın ayağından mükemmel bir gol buldu ve maçı 1-1'e getirdi.
Unirealı Bilasco golün heyecanıyla kendini kalenin içinde bulurken gol sevincini de orada yaşamayı tercih ediyordu. Rangers kalecisi Allan McGregor'un gözlerindense hem üzüntü, hem de uzanamayacağı köşeye giden topun çaresizliği okunuyordu.

FELIPE NE YAPIYOR?


Standard Liege'in Brezilyalı defans oyuncusu Felipe bu fotoğrafta ne yapıyor?
a) İstanbul'u dinliyor
b) Ikınıyor
c) Dua ediyor
d) Ankara misket oynuyor

İYİ OYNADIN ''KAZAN''DIN


Futbolun klişe tabiridir bu deyim. İyi oynayıp sonuna kadar hakedenler için de büyük bir onur. Rusya Ligi hakkında atıp tutup ahkam kesmek istemiyorum çünkü açıkça itiraf etmem gerekirse pek de yakından takip etmiyorum. Ama Rubin Kazan bizim ülke olarak sempatik bulduğumuz, belki de bizlerden Gökdeniz ve Hasan Kabze gibi isimlerin kadroda yer alması, Barcelona'yı deplasmanda mağlup etmeleri hasebiyle kendimize daha yakın hissettiğimiz bir takım. Bu benim düşüncem herkesin görüşüne de saygı duyarım.
Ligin bitimine bir hafta kala şampiyonluğunu ilan etti Rubin Kazan. Muhtemelen önümüzdeki sezonda da Rus şampiyonu olarak Şampiyonlar Ligi'nde göreceğiz formalite de bir değişiklik olmazsa.
Tebrikler Rubin Kazan. İyi oynadın Kazan'dın.

FISTIKLI ÇİKOLATA


22 Mayıs 2010'da Santiago Bernabau'da oynanacak olan Şampiyonlar Ligi finalinin resmi logosu. Bu stadın ismini duyunca çağrışım yaptığından mıdır nedir hep finalin bir isminin Real Madrid olduğunu düşünüyorum sezon başından beri.
Logoya gelecek olursak; bir Şampiyonlar Ligi imajından çok, bilboardlardaki fıstıklı çikolata reklamlarına benziyor.

20 Kasım 2009 Cuma

ŞAMPİYONLAR LİGİ ÖZEL CUMARTESİ 12.20'DE STAR'DA


Bu hafta yine dopdolu bir içerik var kendi programım diye söylemiyorum.
Liverpool'un 2. kaptanı Jamie Carragher, 2005 yılındaki İstanbul Mucizesi'ni ve devre arasında soyunma odasında yaşananları anlatıyor. Ayrıca senaryosunu Steven Gerrard ve Jamie Carragher'ın yazdığı ''15 Dakikalık Dünya Şoku'' isimli filmin çok özel görüntüleri de var. Resimde görüldüğü üzere çok enteresan sahneler var. Benitez'e birebir benzeyen bir aktör, arkasında Atatürk ve Türk bayrağı portresi, fonda gitar çalan bir eleman ve elinde şişme kadınla boş boş oturan bir futbolcu. Carragher'ın yanında oturanlar da ilginç. Biri güneş gözlüklü çakma Sami Hyypia diğeri de saçlarından başka hiçbirşeyi benzemeyen imitasyon Baros. Carragher bu filmin perde arkasını da anlatıyor.

Diğer yandan;
Beşiktaş'ın 2003'teki Chelsea zaferi,
5. haftanın maçlarına bakış,
Interli Diego Milito ve Motta,
Lyon'un başarılı oyuncusu Miralem Pjanic,
Bordeaux'un kaptanı Alou Diarra'nın röportajları,
ve Şampiyonlar Ligi'nde 4. haftada atılan en güzel 5 gol ekranlarda olacak.
Şampiyonlar Ligi Özel Cumartesi saat 12.20'de STAR'da!

HAFTA SONU MAÇ PROGRAMI


20 Kasım Cuma
22:00 Marsilya-Paris Saint Germain / Kanal A
21 Kasım Cumartesi
12:00 Rubin Kazan-Zenit / Spormax
12:00 Spartak Moskova-CSKA Moskova /
13:00 Orduspor-Kocaelispor / D Spor
14:45 Liverpool-Manchester City / Spormax
16:00 Gaziantepspor-Bursaspor / Lig TV
16:30 Friburg-Werder Bremen / TRT 3
17:00 Rangers-Kilmarnock / Euro Futbol
17:00 Chelsea-Wolves / Spormax
19:00 Bologna-İnter / NTV Spor
19:20 İpswich-Sheffield Wed. / Futbol Smart
19:30 Manchester United-Everton / Spormax
20:00 Grenoble-Lyon / Kanal A
20:00 Beşiktaş-Fenerbahçe / Lig TV
21:00 Real Madrid-Santander / NTV
21:45 Twente-Vitesse / Futbol Smart
22:00 Auxerre-Monaco / Kanal A
23:00 At.Bilbao-Barcelona / NTV Spor
22 Kasım Pazar
00:15 Sunderland-Arsenal / Spormax (BANT)
13:30 Konyaspor-Boluspor / D Spor
14:30 Dundee United-Celtic / Euro Futbol
15:30 Bolton-Blackburn / Spormax
15:30 Ajax-Heerenveen / Futbol Smart
16:00 AC Milan -Cagliari / NTV Spor
16:00 Kasımpaşa-Trabzonspor / Lig TV
16:30 Bayern Münih-Leverkusen / TRT 3
18:00 Saint Etienne-Lorient / Kanal A
18:00 Stoke-Portsmouth / Spormax
18:30 Hamburg-Bochum / TRT 3
20:00 Galatasaray-Manisaspor / Lig TV
21:00 Botafogo-Sao Paulo / Spormax
21:45 Juventus-Udinese / NTV Spor
22:00 Montpellier-Lille / Kanal A

Uzun bir aranın ardından ''Annemizin Ligi''ne geri dönmenin huzuru ve kıvancı içindeyiz. Bu hafta içinde dünyanın hemen hemen her ülkesinin milli takımı yeşil sahada ter dökerken, bizim teknik direktörsüz millilerimiz aradaki boşluğu gezerek, dinlenerek koca bir tatille geçirdiler. Tabii ki sonuna kadar hakları ona lafım yok. Ama araya sıkıştırılan 2 günlük bir kamp dönemi ve +90 dakika eminim kimseye fazla gelmezdi. Bir bildiği vardır güzide federasyonumuzun diyelim artık.

Gelelim haftanın maçlarına. Hepsine tek tek değinmeyeceğim. Şahsım adına önem arzedenleri elimdeki kalemle kırmızıya boyadım bile çoktan. Mesai başında ofiste geçecek bir hafta sonunda, önümde bilgisayar, hemen sağ kanatta 37 ekran televizyonum, sol kanatta susmak bilmeyen masa telefonum, ileri uçta bulunan kulağımdaki kulaklıkla; hem işime hem de birbirinden ayrı 90 dakikalara konsantre olmaya çalışacağım.
Şimdiden hayırlı haftasonları, tatil yapabilen şanslı insanlara da iyi tatiller diliyorum.

NALGA MI GEÇİYORSUN HOCAM?


''Almanya'da o kadar yoğun ilgiyle karşılaştık ki kendimi tutamadım, milli heyecana kapılıp o yüzden oynattım'' diyor Galatasaray Cafe Crown'ın görevine son verilen antrenörü Okan Çevik.
Hocam hem profesyonel bir takımı çalıştırma düzeyinde olup hem bu açıklamaları yapıyorsan bence sen Cemal Nalga'yı değil, aklını oynatmışsın!

19 Kasım 2009 Perşembe

DUDEK NE YAPIYOR?


Kaleyi Casillas'tan devralmak kolay değil elbette. 36 yaşına geldi Dudek dile kolay. Lehmann o kadar kötü olmasına rağmen 40'ına kadar oynadıysa benim neyim eksik diyordur muhtemelen.
Real Madridli futbolcular arada bir yapıyorlar böyle güzellikler. Kulübün store mağazasında çocuk hayranlarıyla bir araya gelmişler. Fakat Dudek bu elleri rahat rahat durmuyor. O eller 2005 yılında Milan'ın penaltılarını eritmişti eldivenlerinde. Önlerinde çocuklar var ama 36'lık Polonyalı onlardan daha çocuk. Fotoğraf çekiminde Lassana Diarra'ya kulak yapıyor. Akabinde Fransız'ın da bunu farketmesi çok uzun sürmüyor tabii.

Bu arada çocuklardan soldaki Havuç'u, sağdaki de Gudjohnsen'i andırıyor sanki.

TAMAS&PETRE&BRATU


Sizi o kapıdan içeri kim neden soktu hala anlayabilmiş değilim.

DİKKAT ET DÜŞECEKSİN


Cezayirli Yahia, Mısır'a 40. dakikada attığı golle ülkesini ihya etti. Karşılıklı 2-0 sonuçlanan maçların ardından kozlar playoff maçında paylaşıldı. Tarafsız olması için Sudan'da oynandı maç. Belli ki Cezayirli oyuncular Mısır'da yedikleri dayağı unutup tamamen maça iyi konsantre olmuşlar. Bu motivasyon onlara aldıkları 1-0'lık galibiyetin ardından Güney Afrika biletini getirdi.
Maç sonunun en güzel görüntülerinden biri de Cezayirli kaleci Fawzi Chaouchi'nin fotoğrafçılara verdiği pozdu.
''Önünde de olsam, üstünde de olsam kale emin ellerde'' diyor heralde.
Daha önce de belirttim. Tek temennim gruplarda Fransa ile eşleşmeleri.

KARA BULUTLAR


Boğaz'ın bu yakasında, Sarı Kırmızı renkleri kara bulutlar bürüdü bu aralar. Önce Arda'nın rahatsızlığı, ardından basketbolda patlak veren skandal. Bugün de altyapıda 7 futbolcuda teşhis edilen H1N1 vakası. Türkiye'nin önde gelen spor kulüplerinden birinde böylesi terslikler bir araya kolay kolay gelmez. Taraftar hangi birine üzüleceğini şaşırdı. Rijkaard ne diyor acaba bu işe?

KİM BU ÇOCUK?


Eski yıllardan kalma siyah beyaz bir fotoğraf. Peki kim bu Küçük Hüsamettin?

Doğru cevap Gabriel Batistuta. İlk doğru yanıt Serkan Utlu'dan geldi. Tebrikler.

GEMİ DİYORUM SOLDA İYİ Mİ?


Portekizli milliler, futbolcudan çok uzay gemisi mürettebatını andırıyorlar.

16 DAKİKA=4GOL


U-16 milli takımımız isminin hakkını verdi ve 16 dakikada 4 gol yediği Almanya U-16 milli takımına 1-4'lük skorla boyun eğdi. TFF'nin resmi sitesi de duyurdu haberi. Hani kazanılan başarılarda fiks açıklamadır ya ''doktorundan masörüne, malzemecisinden şoförüne'' diye.
Federasyon da U-16 milli kadrosunun altında başarıda olduğu kadar başarısızlıkta da payı olanları bir bir listelemiş.

RESİMDEKİ GÖZYAŞLARI


Robbie Keane ve Keith Andrew. Erkek adam ağlamaz tezini itinayla çürütüyorlar. Ne geliyorsa hep şu Adalıların başına geliyor zaten. Maradona da 23 sene önce - o kadar oldu mu ya???- İngiltere maçında el atmıştı olaya. Şimdi de Fransa, İrlanda'yı elden geçirdi. Yaşayan futbol efsanem David Ginola ''Utanıyorum!'' diyor. Haksız sayılmaz. Güney Afrika'da vuvuzela sesleri yankılanırken golü hazırladıkları ellerle kulaklarını tıkarlar heralde.
Fransızlar İrlanda'nın ahını aldılar, umarım başka bir yeşil-beyaz, geçmişte fazlasıyla kalplerini kırdıkları Cezayir ile aynı gruba düşerler. Çok uç olabilir belki ama Fransa aslında sırf şu formanın güzelliği için bile kupaya katılmaya hak kazanmıştı bana göre.

IVANKOV'UN VEDASI


Bursaspor'a değil Bulgaristan milli takımına veda etti sadece. 10 yılda 62 kez korudu milli kaleyi. En golcü kaleciler sıralamasında 34 golle 6. sırada yer alan bir ismin 10 yıllık milli takım kariyerinde hiç gol atmaması da ilginç.
John Doe bir soruver bakalım sebebi neymiş?

MİKROFONLARIMIZ HAGI STADYUM'UNDA


Eski adıyla Ghoerghe Hagi Stadı yeni adıyla Stadionul Farul büyük ustanın futbola başladığı Constanta'da bulunuyor. Farul Constanta takımı maçlarını bu sahada oynuyor. Stadın ismi neden değişti bilinmez -bilen varsa aydınlatırsa sevinirim- ama en azından şu uyduruk tabelayı kaldırmışlardır umarım.