9 Temmuz 2010 Cuma

AHTAPOT PAUL'E RAKİP PAPAĞAN MANİ


Bizim popüler ahtapotumuzun pabucunu dama atacak bir isim çıktı. Endonezya'dan papağan Mani. Eleman ülke bayraklarının kartlarını, kimin galip geleceğini tahmin ederek çekiyor. Artık kupanın sıkıcılığından insanlar da ne yapacağını şaşırıp hayvanlar alemine daldılar. Paul ''İspanya'' dedi ama Mani de ''Hollanda'' diyor. Bizim bahçedeki psikopat kediye de yaptırdık bugün, o da ''Hollanda'' dedi. Bir de kapının önünde sokak köpeği var onda deneyelim. Bakalım o ne diyecek. İşi gücü bıraktık nelerle uğraşıyoruz:)

GÖLGE OYUNU


Kesinlikle bana göre bu dünya kupasının en iyi fotoğraflarından biridir yukarıdaki kare. Yakalayan her kimse mükemmel bir işe imzasını atmış. Avustralya-Gana mücadelesinde Ayew'in hakemin kararına isyanı ve bunun fotoğrafa yansıması...
Tek kelimeyle; mükemmel.

7 Temmuz 2010 Çarşamba

AHTAPOT PUYOL


Gerek saçları itibariyle, gerekse de oyuna her yönüyle tutunmasıyla vardı bir ahtapotluk zaten Puyol'da. Bu gece de baktı ileri uçtan hayır yok, ''golü de ben hallederim'' dedi ve savurdu saçlarını ahtapot misali, taşıdı ülkesini finale. Ahtapot Paul revaçtaydı ve merakla bekleniyordu bu maçın sonu. Kolay değil, 4 koluyla sandığa sarılıp önce İngiltere'yi sonra da Arjantin'i evine göndermişti. Ama bu kez şans İspanya'ya güldü. Paul'ü haklı çıkaran da Puyol oldu. İsim benzerliği canım olur o kadar.

4 Temmuz 2010 Pazar

KALBİMİN SARA'YLARI SENİN


İker Casillas'la aynı yaştayız. Bizim jenerasyondan yani. Zaten nadir kaldı böyle isimler de. Belli bir süre sonra futbolcuların yaş ortalamasının sizden küçük olduğunu anladığınızda o zaman yaşlılık psikolojisine giriyorsunuz zaten. Velhasılı kelam, benim liseyi bitirip üniversite derdin düşmemle, Casillas'ın formayı Cesar'dan aldığı günler hemen hemen birbirine denk gelmekte.
Hayat Madrid'de farklı, İstanbul'da farklı elbette. Casillas'la kıyaslayacak değilim kendimi. O eline eldiveni geçirdi, biz de mikrofonu zamanı gelince.
Fakat futbolcu olunca, evinizin pembe panjurlu olma ihtimali de daha fazla oluyor haliyle. Diğer etkenleri de sayabiliriz tabii. Usta yorumcu Mirkelam ne güzel söylemiş;
Hayat insana her an gülmüyor, hemen bir sevgili vermiyor
Casillas için durum öyle değil tabi. Öyle bir sevgili yaptı ki kendine, Güney Afrika'lara bile gitse O'nu yalnız bırakmayacak türden hem de. İlk maçta alınan İsviçre mağlubiyeti'nin ardından sadece 1 gol gördü kalesinde ve bir de penaltı kurtardı Saint Iker. Artık Sara Carboneri nasıl kamufle olduysa, dikkatini dağıtamadı bu sefer. Maçtan sonra da ilk kutlayan elinde mikrofonuyla hanım ablamız olmuş zaten. İyi güzel de, o dil ne öyle?

3 Temmuz 2010 Cumartesi

THIS IS MY LIFE


Yaz günü Edvard Maya'dan gelsin, kafalar dağılsın, gönüller şenlensin.
Ne de güzel söylemiş şair...
This,this is my life I'm looking for you searching love in your eyes
This, this my life I'm chasing a dream that fade away in the night

YAKIŞTI BE!


Bu gözler 9 yaşındayken tanıdı, sahanın içinde 22 kişinin arasından, renkli televizyonda seçti O'nu. 9 yaşında da hayrandı, 29 yaşında da değişen bir şey olmadı. Ben 9 yaşındayken ayağına top yakışıyordu, 29 yaşındayken de eline mikrofon. Futbolu bıraktı, mikrofonla tanıştı Klinsmann. Alman kanalına dünya kupası maçlarını yorumluyor. Bir önceki dünya kupasında milli takımın başındaydı, şimdi tribünlerden eski yaverini eleştiriyor belki de. Ama her ne olursa olsun, ne yaparsa yapsın Klinsmann'a her şey yakışıyor.

2 Temmuz 2010 Cuma

OLDU MU ŞİMDİ FABIO?


Sempati sınırlarımı yıllar önceki Roma-Galatasaray Şampiyonlar Ligi maçında fazlasıyla zorlamıştı Fabio Capello. Sahada başaramadığını, kenarda kendi iğrenç yöntemleriyle çözmeye çalışırken amacı sadece ortalığı sakinleştirmek olan Eser hocayı saçlarından çekmesiyle hanesine eksi puanı çoktan yazdırmıştı zaten. Sonrasında da O'nu hiç sevemedim, babasını tanımıyorum ama eminim onu da sevmezdim. O gün fitili yakan Fabio, şimdi İngiltere'de hesap vermekle meşgul. Ağlıyor, sızlıyor kalabilmek için. İlerleyen günler neleri gösterir belli olmaz ama İngiliz basının alay konusu oldu bile çoktan. Postacı Pat ve Capello'yu kıyaslamışlar. Biri ulaştırır, öbürü beceremez demişler üstüne üstlük... Son sözüm: Beter ol Capello!

PAUL NE DERSE O!


Hani bunu biz yapsak tefe koyarlardı heralde. Ama elin gavuru yapıyor be kardeşim. Üşenmiyorlar alıyorlar gariban ahtapotu, salıyorlar çayıra, ondan sonra ahtapot hangi ülkenin bayrağının üzerine otağı kurarsa Mevlam onu kayıra. Ahtapot Paul bir önceki Almanya-İngiltere eşleşmesinde Almanya'yı tutmuş ve tahmininde haklı çıkmıştı. Arjantin-Almanya maçı için de bir tahmin yapmış. Orada da yine Almanya'ya şans vermiş. Aman Maradona görmesin!

25 Haziran 2010 Cuma

KAZIM KOYUNCU ANISINA



Tam 5 yıl geçmiş üzerinden. O pırıl pırıl, gencecik, şair ceketli çocuğun bu dünyadan göçeli. O aramızda olmasa bile, şarkıları yaşıyor bizlerle. ''İşte gidiyorum birşey demeden, arkamı dönmeden, şikayet etmeden'' derken gideceğini anlamış gibi sesleniyordu sevenlerine. Tulumlarla uğurlandığın mezarında nur içinde yat Karadeniz'in pırlantası. Sevenlerin seni unutmadı, unutmayacak...

HARMANDALI


Dünya kupası, Kupaya Doğru programı ve işlerin yoğunluğu nedeniyle bloga istemeden de olsa bir ara vermek zorunda kaldım. Hani arada bir gözüm ilişiyor ve bana masum masum baktığını seziyorum ama ne yazmaya ne de işlerden fırsat bulup kurcalamaya vakit bile bulamıyorum. Dünya kupası nedeniyle zararına postlar atmaya devam edeceğim bir süre daha. Bu kare de dün oynanan maçtan efendim. Sneijder'in kökeninde Egelilik var mıdır bilmiyorum ama duruş itibariyle çok güzel harmandalı oynayacağına eminim.

22 Haziran 2010 Salı

İNDİR O ELİ!


Yıllar yıllar önceydi. Parktaydık ve kum içinde eve dönmüştük o gün. Nasıl da geçmiş üzerinden tam 24 yıl. Maradona, Shilton'a kalecilikte yumruklama dersi verdiğinde , bu karenin aynı maçta 9 İngiliz'i çalımlayarak attığı golün önüne geçeceğini düşünmemişti belki de. Ama tarih unutmaz, kaydeder, çıkarır, hatırlatır. Gözler deşklanjöre bastığında tarihler de 22 Haziran 1986'yı gösteriyordu.
Bugün tarihî bir gün. Peki ne bakımdan tarihi bir gün? Tanrı'nın Eli'ne şahit oluşumuzun tam 24. yılı. Arjantin'de adına kilise bile kurulmuş, biz şurada iki kelime etmişiz çok mu?

17 Haziran 2010 Perşembe

İLAHİ ADALET


''Etme bulma dünyası'' demişler. Ya da ''ne ekersen onu biçersin.'' Veya ''keser döner sap döner'' gün gelir hesap döner. Yukarıda solda İrlanda, sağda Meksika bayrağı var. Yorum sizin...

14 Haziran 2010 Pazartesi

HAYROLA BİRADER?


Henry o kadar şaşırmış ve isyanlarda ki, topa elle dokunmak kasten adam öldürmeye teşebbüs sanki. Oraya nasıl geldiğini bilmesek neyse. Fransa-Uruguay maçındaki o pozisyonda kararsız kaldım ben. Penaltı verilebilir de, verilmeyebilir de... Ama elle oynama pozisyonuna itiraz eden Henry'nin yüzündeki ''elinden şekeri alınmış çocuk'' ifadesi beni fazlasıyla mutlu etti. Bunlar daha iyi günlerin. Tanrı'nın eli de adaleti de çok büyük Henry efendi.
Bu arada Ceren Aytemiz'le birlikte; 6NEWS'de saat 15.00'de dünya kupası programında ''Kupaya Doğru''da yayındayız. Bekleriz efendim.

12 Haziran 2010 Cumartesi

ONLAR ERDİ MARADONA


''Hızlı giden atın ....'' derler ya biraz o hesap oldu Arjantin'inki. Kağıt üzerinde iki takımı karşılaştırdığında Nijerya geride kalmasa da ağlayarak çıkması lazımdı sahaya. Hızlı başladı Heinze ile, ara sıra yokladı Messi'yle, sonuca ulaşmayı bildi tecrübesiyle. Maradano 16 yıl önce bir Nijerya maçıyla veda ettiği dünya kupası kariyerine yine bir Nijerya maçıyla döndü. Favorim İtalya'dır herdaim söylerim, bu kupada da öyle. Seneyi devirdik ama bloga bu aralar bayağı bir ara verdik. Yoğunluğu atlatınca devamı gelecektir. Dünya kupasına bir alışalım bakalım. Günde 3 maç olması futbol adına alınan en güzel hediye şahsım adına. 24 saat futbol izleyebilecek biri için dünya kupası bitmesini istemediğiniz bir ayin sanki. Biz de konuşuyoruz 6news'de dünya kupasını. Pazar saat 15.00'de konuğum Serhan Hayat'la birlikte dünya kupasında günün maçlarını değerlendireceğiz. Bekleriz...

8 Haziran 2010 Salı

SENE-İ DEVRİYE


''En sonunda startı verdik,düğmeye bastık. Girişi fazla uzatmayacağım,ileriki zamanlarda yeteri kadar ayrıntıya gireceğiz zaten. Uzun bir düşünme aşaması, plan tasarı vs.. Nasıl daha iyi olabilir, kendimizden neler katabiliriz, fikir alışverişleri..Başladık. Hayırlı olsun vatana millete...''
Nereden nereye... Tam 1 sene olmuş ilk postu atalı. 1 yaşına bastı DESPORTIVO... Uzun süredir diğer blogları takip edip, en sonunda aklımıza geleni karalamaya karar vermemizin üzerinden geçen tam 1 sene... Zaman nasıl geçti, su misali akıp gitti anlamıyor insan. Rüzgar zaman zaman düz de esti ters de esti. Ama hiçbir şey keyfimizi kaçırmaya yetmedi. Bildiğimiz doğruları savunduk hep. Doğru bildiğimiz yolda ilerledik başımız dik. Sevenimiz de oldu sevmeyenimiz de. Bir cümleden dolayı tebrik de edildik, ağız dolusu küfür de yedik. Olsun sövenin de canı sağolsun. Güzel dostluklar kazandık, paylaşımlar yaşadık. Ama en güzeli ortak bir noktada anlaştık. DESPORTIVO'nun başlangıcından beri benimle bu yolda yürüyen çok değerli spiker arkadaşım S.H'ye, Bursaspor'un şampiyonluğunda büyük emekleri bulunan takım arkadaşım John Doe'ya, aramıza sonradan katılan ama arayı fazlasıyla kapatan çok sevdiğim ağabeyim MY Aslan Avcısı'na sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum (Oscar töreni gibi oldu farkındayım:)
Allah sıhhat verdikçe biz yine buralardayız. Yazarız, çizeriz... Sizleri de bekleriz...

6 Haziran 2010 Pazar

GEL DE PAYLAŞMA BUNU:)


İlahi Yiğit Özgür. Sen adamı güldürürsün:)

SAĞ KROŞE SOL KROŞE ASUMAN KRAUSE


Küçüktük biz eskiden. Ben de küçüktüm erkek kardeşim de (nasıl bir girişse artık). Kardeşim dediğime bakmayın, ikizim. Ama ortak tek noktamız tuttuğumuz takımdan ibaret. Ne tipimiz, ne de huyumuz benzer. O da benim, ben de O'nun için ''iyi ki de senin gibi değilim'' deriz. Babamız bizi hap kadarken yanına alıp ''sağ kroşe, sol kroşe, aparkat'' diye boks çalıştırırdı hep. Tabii Rocky filmlerinden aldığımız gazla dalardık biz de birbirimize. Hafif siklet olduğumuz için bir sorun olmazdı. Eee ''iyi tamam da nedir yani bu kadar çocukluğuna inmene sebep?'' diyecek olursanız, enteresandır ama Asuman Krause'yi her gördüğümde veya adını duyduğumda aklıma babamın o replikleri gelir.
Sağ kroşe, sol kroşe, aparkat.
CNN Türk spor spikeri Barış Kuyucu ağabeyim yine harikalar yaratmış Milliyet Cadde'deki 10A10 köşesinde. Zaten sözkonusu Asuman Krause olur da 10 numara iş çıkmaz mı yani. Bana kalsa röportajla yetinmez, yazı dizisi yapardım Asuman'la. Hem de hiç bitmeyeninden...
Röportajın tamamına linke veya yukarıdaki fotoğrafa tıklayarak ulaşabilirsiniz. Bu arada saçlarını toplayınca da iyiymiş be...

4 Haziran 2010 Cuma

ÇEK BİR PILS LIGHT


Fiorentina'nın yeni teknik direktörü Sinisa Mihajlovic vakti zamanında ülkesinde bira reklamında oynamıştı. Oynamıştı dediğime bakmayın önce Ferrari'siyle boy gösteriyor, ardından merdiven çıkıyor, sonra da evinin bahçesinde çocuklarının önünde birayı kafaya dikerek örnek bir baba profili çiziyor. Fondaki müzik ''Emmaneulle'' serisinden çalıntı sanırım.

3 Haziran 2010 Perşembe

YASTIĞIM OLMADAN ASLA!


Takımlar birer birer iniyorlar Güney Afrika'daki havaaalanlarına. Bir biz yokuz. Teselli ikramiyesi olarak Amerika tatili kazandı millilerimiz. Hani ''Afrika da neymiş ki?'' gibisinden. EURO 2008'in yıldızıydık biz. Hani marjinaldik? Tarihte tek gol dahi atamadığımız İngilizler süzüle süzüle geldiler bugün. Hem de iddialılar öyle böyle değil. Beckham bile moda turlarını iptal etmiş, moral vermek için kafilede. Ama iki isim var ki, yastığım olmadan asla diyor. Biri Wayne Rooney, diğeri Shaun Wright Philips. Artık o yastığı başlarını koyup uyumak için mi, yoksa kapanarak ağlamak için mi götürdüler onu da kupanın seyri gösterecek.

DEV VUVUZELA


Normal boyuttakinin sesi bile şalterleri attırırken, Hyundai üşenmemiş bir de 35 metreliğini Cape Town'ın ortasına dikmiş. Arada bir canavar düdüğü gibi ötüp, panikatakların yüreğine indirmesi de cabası. Kulak tıkaçlarını şimdiden hazırlayın. Bu dünya kupası çekilmez bir hal alacak çünkü.

PENGUEN UNITED


Alem adamlar şu Güney Koreliler. Başka işleri güçleri yokmuş gibi zavallı penguenlere forma giydirip maç yaptırmışlar. Tabii penguenlerin hepsi ayrı telden çalıyor, topun peşine giden yok. Bizde olsa iki günde kapının önüne koyarlar vallahi.

NEW MOURINHO


Porto takımın başına Andres Villas Boas'ı getirmiş. Geç bile kaldılar. 6 yıldır Mourinho'nun kurmaylığını yapıyordu. Son sezonda da Academica'nın başında bir mucizeye imza attı ve takımın kümede kalmasında önemli pay sahibi oldu. Mourinho O'nun için ''beynim'' diyordu. Bakalım Porto'da neler yapacak. Olası bir Porto-Real Madrid eşleşmesinde Mourinho'nun beyni mi kibiri mi üstün gelecek. Bu isim aslında Ertem Şener ve bendenize hiç yabancı değil. Yıllar öncesinde kendisiyle ilgili bir büyük kulübümüze nacizane bir önerimiz olmuştu. Şu an teknik direktör arayanlar umarım başlarını duvarlara vurmazlar.

30 Mayıs 2010 Pazar

SEVİYORUZ SENİ CÂNI GÖNÜLDEN

''Lazım çok çabuk düşünüyor. Ama düşün var. Her zaman herşeyi yapıyor kafa. Lazım kafa.''
Anlamadınız değil mi? Gayet normal. O zaman devamını Majesteleri'nden dinleyelim. Bakalım ne demiş? Ne demişse güzel demiş.

GREAT ALEXANDER


Alexander Mostovoi. Topçunun kralıydı. Adamdı adam!

ÖZLÜ SÖZ


''Eurovision 25 ülkenin katıldığı ve sonunda Almanların kazandığı bir yarışmadır.''
Gary LINEKER

29 Mayıs 2010 Cumartesi

VE O AN GELİR DE...


1994 yılı, Amerika'nın kavurucu sıcağında oynanan bir dünya kupası. Kupaların gediklisi İtalyanlar ve Brezilyalılar finalde. Kalede Tafi var. O zamanlar Galatasaray'a geleceğinden bihaber ailece severek izliyoruz kendisini. Gol pozisyonunun bile olmadığı 120 dakikada gol de yok haliyle. Sonrasında yıldızlar geçiyor beyaz noktaya dikilen topun başına. Attın tuttun derken, şimdi saçlarına aklar düşmüş, torunlarına masal anlatan Roberto Baggio çıkıyor sahneye. Kendisinden beklenmeyecek bir vuruş ve Los Angeles Rose Bowl Stadı kale arkasının üst tribünlerine doğru uçuşa geçen top. Akabinde Taffarel'in sevinci kaldı hafızalarda. Bir de Brezilyalı spikerin ''Brasil Campeon Del Mundo'' zafer çığlıkları...

İSTİYORUM SENİ HOLLANDA FORMASI


Israrla hem de! Turuncu ve siyahın uyumuna yandaki beyaz şerit de katılınca giyme de yanında yat cinsinden olmuş Hollanda'nın dünya kupası forması. Hayır zaten Portakallara sempatim limitsiz, formaları da kalite be kardeşim. Ahdım var bir gün bunların arasına turuncu turuncu karışıp maç izlemek istiyorum tribünde.

23 Mayıs 2010 Pazar

BİR DE BURADAN BAK


Altay-Konyaspor maçını izleyen ya televizyondan ya da tribünden takip etmiştir. Televizyondan izleyene aranjman olarak sunulan görüntü, usta yönetmenin elinden ve gözünden geçip yansıyor elbette. Geleceğin usta yönetmen adayı, şimdilerin en iyi yardımcı yönetmen ödülünü alan İlbey Şengül de Play Off maçı heyecanını canlı yayın aracından çektiği bu fotoğrafla yansıtmış farklı bir gözle görmek isteyenlere...
Asıl aklıma takılan soru şu. Karşılaşma devam ediyor iyi tamam ama masada kimse yok. Maçı kim çekiyor İlbey?:)

BÖYLESİ DÜŞMAN BAŞINA

Televizyonculuk zor zanaat. Hele kamera karşısında, bir de canlı yayındaysanız işiniz daha da zor. Hani o gürültüde bir yandan kulaklıkta yayını takip eder, söz hakkı gelince iki kelimeye bir araya getirir, canlı yayında beklerken etraftan gelen abuk subuk sorulara cevap verir, önünüzü kollarsınız ama arkanızı kollamanız pek mümkün değildir. Zavallı İspanyol meslekdaşımız bayanın yaşadığı da "böylesi düşman başına" dedirten bir trajedi işte.

NE ZANETTI'N???


Bu kupa da Zanetti'yi kadroya almayan Maradona'ya kapak olsun. Yakışır Büyük Kaptan'a yakışıklı bir kupa. Yıllar sonra dışında kaldığım bir Şampiyonlar Ligi finali oldu. Sabri Ugan ağabeyimi tebrik ediyorum müthiş bir final maçı anlattı. Final ile ilgili kapsamlı bir yazı gelecek. Coming soon...

20 Mayıs 2010 Perşembe

BAŞIMIZ SAĞOLSUN

Böyle bir günde ne futbol yazılır ne de konuşulur. Az değil 28 can kaldı toprağın altında. Allah rahmet eylesin, geride kalanlara sabırlar versin.

YARAMAZ HENRY


Evde dinlenecek adam bir huzur vermiyorlar. O da dünden razı zaten kanı kaynıyor. Kapı çalış ve ''Sorry boss'' sahneleri mükemmel. Reklam Arsenal yıllarından. Seyredin ve hatta doyamayın inşallah.

19 Mayıs 2010 Çarşamba

ANDREA CARNEVALE


İtalya 90 dünya kupasında spiker Abidin Aydoğdu'nun buğulu ve burnundan sum damlarmış gibi konuştuğu ses tonundan hatırlıyorum Carnevale'yi. ''Cardevalehhh'' derdi biz de mest olurduk rengarenkli televizyonun karşısında. Zaten o dönemi unutmak mümkün mü? Maldini, Ancelotti, Tassotti, Giannini, Vialli... Her ne kadar o kupada Alman olsam da İtalya'nın yeri başkadır her dünya kupasında.

Carnevale, Napoli topçusuydu o dönemler. Dünya kupasından sonra soluğu biraz daha kuzeyde, Roma'da almıştı. Ama ne akla hizmet 5. maçta doping kullandıysa aldığı 1 yıllık ceza O'nu futboldan uzaklaştırmıştı. Sonrasında da belini bir türlü doğrultamadı zaten. 4 senelik Roma kariyeri, Napoli'yi mumla arattı. Ardından sana Serie B yolları bana kurşunlar. Pescara, Udinese, yine Pescara derken futbol haritasından silindi gitti. Şimdi 49'unda, torunlarına masal anlatacak yaşta. Severiz kendisini, kalbimizde ayrıdır herdaim yeri.

UĞUR ÖNVER - ÖZLEDİM.COM


Herkesin bir özlemi, bir hayali vardır elbet. Hayali özlemek en güzelidir ama. Elindeyken kıymetini bilmezsin bazı şeylerin, kayıp gidince anlarsın avuçlarının tâ içinden. Bazen de gözlerin tamamen kapalıdır. Ama o kapalı gözlerle yanlışları görürsün daima. Yaş kaç olursa olsun farketmiyor. 9. sınıf da olsan, 29 da olsan aynıdır özünde insan. Bir özlem,bir umut ve bir hayal Duru ve arkadaşlarının yaşadığı özledim.com'da. Hepsi grubundan birini dahi yolda görsem bile tanımasam da, Hannah Montana'nın bir şarkısını bile dinlememiş olsam da; bu kitap anlayana içinde bir çok gizemi barındırıyor. Hayaller, dostluklar, düşmanlıklar, aşk, bağlılık ve sürprizler... Daha ne olsun ki?
Başından sonuna kadar keyifle okudum, sayfaları çevirdikçe bir sonraki sayfayı merak ettim. Duru'nun -hiç duyamadığım- sesini, Betül'ün Barcelonalılığını, Naz'ın kemanını, Zeynep'in donuk bakışlarını, Doruk'un herdaim uzanan dost elini sevdim. Kalemine sağlık Uğur ağabey. Devamını beklerim...

13 Mayıs 2010 Perşembe

ANKET SONUÇLARI


Çivili Tahta mı yoksa PES 2010 mu diye sormuştuk. Bir de baktık küçükken parmaklarımızı kanatırcasına oynadığımız ilkel çivili tahta oyunu neredeyse teknoloji abidesi PES 2010'a kafa tutmuş. Sonuçlar aşağıda;

Çivili Tahta Oyunu: 33(%42)
PES 2010 : 46(%58)

Kullanılan oy sayısı: 79

Katılan herkese teşekkürler...

VUVUBELA


Tam unutmuşken, yine mahvedecek futbol keyfini. Hayır kardeşim, futbol sessiz de izlenmiyor ki! 1 ay boyunca eziyet forever.

FORLAN:2 - FULHAM:1


Şeytan tüyü var bu çocukta. Genelde assolist olarak son gole imza atıp işi bitirirdi, dün takımını sırtlayan isim oldu. Atletico Madrid kupa tarihinde beraberlikler kralı olarak şampiyon olan ilk takım oldu belki de. Yazık oldu Fulham'a, iyi hazırlanmışlardı belli ama olmadı, şans yüzlerine gülmedi. Bir de Platini'nin balkon sefasına değinmek istiyorum. Verin kardeşim şu adamlara kupayı sahanın ortasında. Nedir ayağınıza kadar getirmek? Koskoca tribünün arasında kupa alan takımın görüntüsü at-kelebek ilişkisine dönüyor. Bir şey değil buraya da bulaştı aynı zihniyet. Misal; Türkiye Kupası seremonisini basın tribününde olduğum için görememek çok saçmaydı. Atletico Madrid-Fulham finalinin özeti için linke tıklamanız yeterli.

12 Mayıs 2010 Çarşamba

KİM BU TEKNİK DİREKTÖR?


Hep futbolcu mu soracağız. Biraz da teknik direktör soralım. İpucu vermeyeyim hemen bilinir. Biraz zor olsun bari. Ama hadi bir ipucu. Hatırlayan hatırlar, yıllar önce dünya kupasında çalıştırdığı takım hala hafızalarda...

Edit: Doğru cevap Valery Nepomniachi. Tebrikler FatihE. İtalya 90 dünya kupasında efsane Kamerun'u çalıştırıyordu. Şu an Rusya'nın FC Tom Tomsk kulübünün başında.

FİNAL SPİKERLERİ


UEFA Avrupa Ligi Finali
12 Mayıs 2010
Atletico Madrid-Fulham: Ertem ŞENER

UEFA Şampiyonlar Ligi Finali
22 Mayıs 2010
Bayern Münih-Inter: Sabri UGAN

8 Mayıs 2010 Cumartesi

ÇİVİLİ TAHTA OYUNU vs PES 2010


Çocukluğumuzun vazgeçilmezi, teknolojinin ellerimizden çıktığı çivili tahta oyunu mu, yoksa teknolojinin bizi ellerine aldığı PES 2010 mu? Tercih sizin.

3 Mayıs 2010 Pazartesi

KİM BU UÇAN HOLLANDALI?


Tahminleri alalım. Kolay oldu bu biraz ama olsun. Doğru cevap akşama bu sayfalarda. İlk bilene Tadelle. Daha n'apim:)

Edit: And now, the Tadelle, goes to arnawut:) Tebrikler...

Van Gaal şu an kendisi uçmasa da takımını uçuruyor. Bayern Munich Bundesliga şampiyonu ve Şampiyonlar Ligi'nde finalde.

2 Mayıs 2010 Pazar

ERUPTION-ONE WAY TICKET


Defalarca dinlesem de bıkmayacağım bir parça. Tuttu ellerimden çocukluğuma götürdü beni. Bi süre oradayım gelicem.

30 Nisan 2010 Cuma

OLLE!


Brezilya ve Portekiz karşı karşıya geliyorlar. Ama Figo ve Ronaldo rahat durmadıkları için bir türlü sahaya çıkamıyorlar. Reklamın yıldızlarından Roberto Carlos'u ülkemizde görmek o günlerde tatlı bir hayaldi. Pauleta'sından Ronaldinho'suna, Cantona'sından Totti'sine, yayınlandığı sene bizi ekranlara kilitleyen reklam filmini bir hatırlayalım.

29 Nisan 2010 Perşembe

MORATTI BAŞGAAANNNN


Bülent Uygun'un o efsane videosunu bilmeyen var mıdır bilemiyorum. He "ben bilmem beyim bilir" diyorsanız buyrun izleyin.

Bir de Moratti başkan var. Yıllardır takıma yüzlerce futbolcu alarak elde edemediği başarıyı bir teknik direktörle çözeceğini bilseydi, Mourinho'yu henüz tercümanken transfer ederdi heralde. Maç sonrası Laporta'nın yanında "koyduk mu!" gibisinden haklı gururunu yaşıyor. Fakat o Laporta daha sonra o eli vakurla sıkacak ve Moratti'yi tebrik edecekti. Sabri ağabey bugün SU'DAN SAYFALAR'da NOU CAMP'TA HAZMETME DERSİ yazısıyla buna benzer bir konuya değinmişti. Linke tıklayarak yazıya ulaşabilirsiniz,

BOZ-YAP


Biri bozmaya, diğeri de yapmaya çalıştı. Ama o "özel biri"nin bozmaya fazlasıyla hakkı vardı çünkü ilk maçta avantajın sahibi olan ta kendisiydi. Elbette Inter kapanacaktı. Camp Nou'da Barcelona'ya karşı oynuyorsunuz ve 28 de 10 kişi kalmışsınız. Arkayı sağlama almayıp saldırır mıydınız? Hele bir İtalyan takımıysanız. Mourinho kozlarını çok güzel oynadı ve hakettiği final biletini kaptı. Finalde Bayern'e karşı fazla zorlamayacaktır eminim.
Maçı internette izlemek için Chao Grey'den linki aldığımda İngiliz spikerle başladım. O link gidince makine gibi anlatımıyla İtalyan spiker karşıladı beni. O da gidince Almancaya döndük. Bir İngiliz, bir İtalyan, bir de Alman diye olay tam fıkraya dönecekken Star'da aldım soluğu ve İngiliz, İtalyan ve Alman'ın yanına İlker Yasin'i ekledim. Sonlara doğru gözlerim kapanıyordu ki hakem son düdüğüyle imdadıma yetişti. Final Madrid'de. Bayern en son İspanya'da oynadığı finalde maç bitimine yakın 2 gol yiyerek travmanın kralını yaşamıştı. Gerçi o buhranı 2 sene sonra atlattılar ve Şampiyonlar Ligi kupasını kazandılar. Hem de San Siro'da, Inter'in sahasında. İlginç bir final olacak.

SENİ HİÇ SEVMİYORUM SÜTOĞLAN


Babanı da sevmezdim zaten.

26 Nisan 2010 Pazartesi

ANKARA'DAN ABİM GELMİŞ


Normalde hiç ama hiç huyum değildir. Ünlü biriyle fotoğraf çektirme özlemiyle yanıp tutuşmadım hiç. Galatasaraylı olmama sebep olan Tanju Çolak'la iki sohbet, sevmemi sağlayan Hakan Şükür'le de ayak üstü muhabbet yetmiştir. Herkesin bir idolü vardır. Benimki de Levent Özçelik. Henüz 7 yaşımdayken televizyon denen o zımbırtıyı çözmeye çalıştığımda, TRT'de Spor Stüdyosu Pazar gecelerimi uykusuz bırakmama yetiyor da artıyordu. İşte 20 senelik hayranlıktır o günden bugüne gelen. ''Tanrı bizim almamızı istiyor aman Allah'ım!'' sözüdür beni benden alıp götüren. O arada biz büyüdük, zaman geçti, herşey bitti Leeds İstanbul'a good bye dedi ama Levent ağabey hep TRT'deydi. Yıllardır spor medyasının içindeyim ama bugüne kadar tanışma fırsatım hiç olmamıştı. Nasıl olacaktı ki zaten? Ankara'daydı kendisi. Zordu karşılaşmak. Fakat bugün Galatasaray-Bursaspor maçını radyoya anlatmak için teee kalkmış Ankara'lardan gelmiş. E Ankara'dan abim gelmiş, ben de kaçırır mıyım bu fırsatı? Yaka bağır dağıtmışız biraz maçın heyecanından. Olsun varsın.Levent abi, iyi ki varsın...

25 Nisan 2010 Pazar

DAHA FAZLASINI İSTE!


Pepsi futbol ile ilgili reklamları en iyi yapanlardandı. Hala da öyleler. Ama eskilerin tadı bir başkaydı. Dünya kupası yaklaşıyor belki yeni birşeyler çıkar piyasaya. Bu reklamı hatırlayan vardır elbet. Manchester Unitedlılar, Real Madridlilerin kahveyi basarsa ne olur? İzleyelim görelim.

AMA BU GOL GÜZELDİ BE KARDEŞİM


Golün adı Luis Garcia. ''He drinks sangria'' diyordu Liverpool taraftarı O'na yaptıkları bestede. Bence Liverpool'a çok yakışan bir isimdi. Şu an Racing Santander'de yokları oynuyor. Bu da 2004-2005 Şampiyonlar Ligi sezonunda çeyrek final ilk maçında Juventus'a karşı kaydettiği enfes gol. İyi kaleciler güzel goller yer tezini doğrular nitelikte bir Buffon var kalede. Bir de akıllara zarar arap spiker. Düşman başına diyorum:)

22 Nisan 2010 Perşembe

ÖZLEDİM.COM


Star TV spor spikerlerinden çok değer verdiğim ağabeyim Uğur Önver'in kitabı özledim.com bugün piyasaya çıktı. Zaten 10 yıldır kitap çeviriyordu fakat bu şahsına ait, kendi kaleme aldığı ilk kitabı. Geçtiğimiz günlerde kendisiyle konuştuğumda heyecanı gözlerinden okunuyordu. İş çıkışı hemen bir tane alacağım ben de. İşte özledim.com'dan kısa bir pasaj:

"HER ŞEYE SAHİPSİN ÖYLE Mİ?
Ey, Hannah Montana hayranları... Hayranlık ne kelime, Hannah Üniversitesi'nden mezun olmaya çalışanlar… Müziğe tutkuyla bağlanan ve bir müzik grubu kurup kendi bestelerini yorumlayanlar… Facebook ve Twitter'da kendisine bir hayran kitlesi yaratanlar… Arkadaşlıklar, kopmaz sanılan bağlar, kıskançlıklar, iki yüzlü övgüler, saçma sapan yergiler, özlemler, ayrılıklar, kavuşmalar…"

Eğlenceli bir lise hayatı içinde, hayallerini gerçekleştirmeye çalışan bir grup gencin başından geçenleri okurken kendinizden çok şey bulacaksınız.