arjantin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arjantin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2012 Cumartesi

KADROYA GEL


1996 Atlanta Olimpiyatları yarı final maçı. Ergenliğin doruklarında olduğumuz dönem. Yeni hevesler futbolla kafa kafaya yarışır seviyede çoğumuz için. Ama tabii ki futbol ağır basar herdaim. Sürekli tekrarlarım eskileri özledim diye. Şimdiki futbol bana keyif vermiyor. Bu makineleşmiş, Playstation futbolu beni tatmin etmiyor. Eski yıldızlar, onların isimleri sahada duruşları bile farklıydı. Del Pierro, Beckham ve Giggs kaldı zaten son kalıntılar. Onlar da yaşlandılar ama hala parlamaya devam ediyorlar. Çok uzattık lafı. Zaman makinesine girip, tuşlara basıp yeniden 1996 yılına dönelim.
Çok net hatırladığım söylenemez. Bizim gibi çift haneyle biten yılları sevenler için o yıllar Avrupa Şampiyonası veya dünya kupası demek. Olimpiyatlar pek kaale alınmaz hatta adam yerine konmaz futbol için. Zaten olimpiyatlar da futbolu pek sallamaz. Ama o tarih, o jenerasyon, o Brezilya ki 2 sene önce dünya şampiyonu olmuş, dayanamadı Nijerya karşısında. Hem de ne geriye dönüş, ne muhteşem goller. Maçın linki aşağıda var zaten. 10 dakika izleyip jetonsuz çocukluğa geçiyorsun. Fakat Brezilya'da kalede Dida, onun önündeki bir dönem Beşiktaş forması giymiş Ronaldo, ''vurdurmayın Aldair'e '' Aldair, Roberto Carlos, Ze Maria, Galatasaray'da oynamış Flavio Conceicao, Beşiktaşlı Müslüm baba Amaral, yeni yeni parlayan Ronaldinho, Atletico Madrid'in yıldızı Juninho (Pernambucano olanı değil ama) ve Bebeto. Yedeklerde Rivaldo, Savio ve Luizao göze çarpan isimler sadece.
90. dakikaya kadar 3-2 önde olan Brezilya, 90'da gelen bir gol ve 94'teki altın gol. Nijerya'nın altın jenerasyonu. O ayrı bir yazı konusu. Çünkü o dönem olimpiyatlar bitmeden Amokachi'yi kadrosuna katan Beşiktaşlılar bu maçla birlikte kahrolmuştu. Brezilya'yı geçen Nijerya finalde Arjantin ile eşleşmiş ve Amokachi'nin gelişi yine ertelenmişti. Dedik ya Nijerya kadrosu da başka bir yazıya kalsın artık. İyi seyirler...

30 Aralık 2011 Cuma

NE MUHTEŞEMSİN HAGI


Blog takip edenlerin yaş ortalaması genç olduğu için çoğu kişi hatırlamaz belki de 1994 yılında Amerika'da düzenlenen dünya kupasını. Fakat benim çocukluğumun en güzel anılarından biridir o kupa. Yeşil sahayı görünce mest olan ben Amerika'daki saat farkından dolayı günün hemen her saati televizyon başında alırdım soluğu. Malum tek kanal, diğerleri yavaş yavaş türemiş ama ilk sırada tabii ki TRT var. O zaman kumanda yok. Tüplü televizyonda elden değiştiriyoruz kanalı. Gerçi değiştirmiyoruz bile çünkü sürekli dünya kupası maçı var televizyonda adeta futbol sevmeyen, izlemeyen babama inat. O zamanlarda dünya kupası için tuttuğum bir harita metod defter vardı hatta. Maçların fotoğrafını koyduğum, notlar tuttuğum. Şimdi nerede, tozu bile kalmadı belki de.Yani o dönemin amatör blogu bi nevi.
O kupaya dair aklımdan çıkmayan anı Baggio'nun finalde kaçırdığı penaltı değil, Romanya'nın Arjantin'i 90.469 kişinin izlediği Rose Bowl'daki 3-2 mağlup ettiği maçtı çoğunun aksine. Hagi ve arkadaşları doping nedeniyle safdışı kalan Maradona'nın tayfasına futbol dersi vermişti adeta. 1994'te izlediğim, keşke bizde olsa dediğim Hagi de sanki sesimi duymuşcasına 2 sene sonra Florya'da almıştı zaten soluğu. Keşke başka bir şey isteseymişim demiyorum, asla demedim, demeyeceğim de.
Muhteşemdin Hagi, hala da öylesin...

11 Ekim 2009 Pazar

DON'T CRY FOR ME ARGENTINA*


Suskun biten bir ilk 45 dakikanın ardından ikinci yarıda bir gol yağmuru bekliyordu televizyonları başındaki herkes. Sadece Arjantin ve Perulu değil, tüm futbolseverler. İkinci yarının hemen başında Burak Yılmazvari golcü Higuain'le de buldu golü Argentina. Daha önce de demiştim, Messi Arjantin forması giyince gözümde başka biri diye. Dün yine çok çalıştı, çabaladı ama içeriye bir türlü giremedi. Küçük enişte Agüero da yedek kulübesindeydi. Dakikalar ilerledi ama gol yağmuru yerine, amansız bir fırtınaya tutuldu Buenos Aires. 75. dakikada kamera yuvarlanacak sandım bir an. Arjantinli kameraman hayatının en zor maçını çekmiştir heralde. Spiker Emre Gönlüşen'e de ayrı bir alkış tabii. Sahayı biz bile ekranda görmekte zorlanırken, O, zorlandığımız görüntüyü bize offtubedan aktarıyordu gecenin bir vakti.
Del Solar Beşiktaş'tayken de böyleydi. Maç içinde pek sesi çıkmaz, nadir anlarda verdiği bir pas veya attığı nadir gollerden biriyle puanı getirirdi. 90 dakika deyim yerindeyse yatan Peru golü bulunca, futbolun ihaneti geldi aklıma. Taraflıydım, niye olmayayım ki?
Yelkovan akrepi kovalarken, dünya kupası umutlarına veda eden Tangocularda ''Benim için ağlama Arjantin!'' diyordu Maradona, ama şiddetini arttıran yağmur gözyaşlarını tutamıyordu. Derken 90+3'te, bir Bocalı çıktı ve El Monumental'i salladı. Yani daha anlaşılır bir deyimle; dönemin Hakan Şükür'ünün Kadıköy Şükrü Saracoğlu Stadı'ını ''Kral Hakan Şükür!'' sesleriyle inletmesi gibi bir şey bu.
Bu kez yüzü güldü Maradona'nın ve kalbinde Arjantin'i yaşatanların. Dünya Kupası da Messi'siz çekilmez be!

*Benim için ağlama Arjantin

6 Eylül 2009 Pazar

BU KEZ GEÇEMEDİ


Rosario'da santraller kilitlendi. İlk 11'ler belli olunca ''bugünleri de mi görecektik'' dedim içimden. Koskoca Brezilya'ya 2 futbolcu veriyorsun kendi liginden. Hem de bu isimler banko ve sahanın yıldızları. Bana göre Andre Santos mücadelesiyle sahanın yıldızıydı.
Galatasaray'da yakın zamana kadar duran topları Sabri kullanıyordu. Zaten Rijkaard takımın başına geldikten sonra bir tek Ali Sami Yen'deki Tobol maçında Mustafa Sarp'ın attığı golde kullanmıştı serbest vuruşu. Onun dışında topun başında göremedik kendisini. Artık dünkü maçı izleyip, Elano'nun asistlerinin ardından bundan sonra değil topun başına geçmeyi, aklının ucundan bile geçirmeyi düşünmemiştir. Brezilya'nın eski duran top ustası Roberto Carlos emekliliğine gün sayarken, tecrübesiz denilen Elano, Rosario Central'de hatları kesen isim oldu.
Messili, Agüerolu bir kadroya mağlubiyet yakıştıramıyorum nedense ama Brezilya'nın ölüsü Arjantin'e yeter. Yetti de zaten. Maradona'nın yeni gözdesi Datolo attığı golün dışında sahadaki en mücadeleci isimdi. İtalya Ligi'nde Napoli'de de takip ediyorum. O'na maviler çok yakışıyor.

20 Ağustos 2009 Perşembe

KADRO DERİNLİĞİ


Böyle bir şey olsa gerek.

2 Temmuz 2009 Perşembe

BUONNANOTTE&FALCAO



Adidas'ın yeni reklam filmi. İki genç yıldız döktürüyor.

23 Haziran 2009 Salı

BAŞIMIZA TAŞ YAĞACAK



Fotoğraftaki abimiz Carlos Roa. Arjantinli kaleci. Bir zamanlar, hatta en ünlü zamanlarında 1997-2002 yılları arasında Mallorca kalesini de korumuştu. Asıl mevzu bu değil tabi. Roa, 2000 yılında kıyamet kopacağına inandığı için futbolu bırakıp ibadete adamıştı kendini. Fakat, ne kıyamet koptu, ne gezegenler çarpıştı, ne de başımıza taş yağdı. Bağlı olduğu Seventh Day Adventist Church topluluğu bunu emrediyordu. Ayrıca bu 'tarikat'a bağlı olduğu için inanışları gereği ''Cumartesi maça çıkmam!'' dedi.
1998 Dünya Kupası'nda İngiltere maçında penaltı atışları sırasında itirazı sonucunda sarı kart gören dünya üzerindeki tek kaleci olmuştur. Sıtma hastalığına da yakalanmış, kanserle de mücadele etmiş zamanında.
Tuhaf adammış vesselam...

8 Haziran 2009 Pazartesi

AMAN '' YENİ MARADONA '' OLMASIN


Maradona futbolu bıraktıktan bu yana dek Arjantin Futbolunda forvet arkası oynayan yetenekli oyuncuların çoğu ‘’ Yeni Maradona ‘’ olarak adlandırılıyor. Önce bir dönem Fenerbahçe’de de oynayan ve futbol hayatı Türkiye’de Werner Lorant yüzünden sona eren Ariel Ortega, onunla aynı zamanda çıkan ve halen daha Arjantin Milli takımında oynayan Juan Sebastian Veron, Benfica’da ne yaptığı belli olmayan Juan Pablo Aimar, Boca’da takılan ve Avrupa’da Villareal dışında çok fazla varlık gösteremeyen Juan Roman Riquelme, Avrupa’da istediğini bulamayan ve daha 28 yaşında olmasına rağmen Brezilya’da Internacional’de oynayan Andres D’Alessandro Maradona’ya benzetildiler ve birkaç başarı dışında Maradona’nın yakınına bile yaklaşamadılar. Şimdilerde Arjantin futbolu Diego Buonanotte’yi konuşuyor. Aynı zamanda İtalyan pasaportu da bulunan ve soyadı İtalyancada ‘’ İyi Geceler ‘’ anlamına gelen bu yıldız Toulon’da her yıl düzenlenen bir anlamda ‘’ Geleceğin Yıldızlarının ‘’ boy gösterdikleri turnuvada Arjantin Milli takımını sırtlıyor. Boyu 1.60 ama büyük işler beceriyor ve büyük yetenekte bir oyuncu. Tamam şimdi bana daha sen yeni mi keşfettin diyebilirsiniz ama ben aman daha önceki ‘’ Yeni Maradona ‘’ denemelerinin hayal kırıklığı olmasından dolayı Buonanotte böyle olmasın demek istedim…