liverpool etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
liverpool etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ocak 2011 Cuma

HANGİ AJAX?



''Hangi Ajax? Şu deterjan markası olan mı?''
Bu sözler bana değil eski Liverpool menajeri Bill Shankly'e ait. Üstad 7 Aralık 1966'da Şampiyon Kulüpler Kupası 2. turunda karşılaşacakları Hollanda şampiyonu için böyle talihsiz bir cümle kurmuş malesef.
Sonuç mu? 5-1 ile Rinus Michels'in talebeleri ilk maçı sahasında galip tamamlıyor. Rövanşta da deplasmanda 2-2'lik skor elde edip Liverpool'u geçen Ajax, ne ilginçtir ki 3. turda Çekoslovakya temsilcisi Dukla Prag'a 1-1 ve 1-2'lik skorlarla mağlup olarak kupaya veda ediyor. Aşağıda o 5-1'lik Liverpool maçından minik bir kuble var.

Bu arada Ajax'ın armasının anlamına değinmek istiyorum. İlk arma kulübün kuruluşu olan 18 Mart 1900 yılından 1928 yılına kadar geçen süreçte Ajax forması giyen bir futbolcu figürüydü. Fakat sonrasında değişen armada Yunan mitoloji kahramanı ''Ajax'' yer almakta. 62 yıl bu armayı kullanan Amsterdam ekibi, 1990 yılında eski armanın çok karışık olmasından dolayı yeni armaya geçme kararı aldı. Yeni armanın en önemli özelliği, mitolojik kahraman Ajax'ın başını 11 çizgi oluşturması. Bu 11 çizgi, 11 Ajax futbolcusunu temsil ediyor.

2 Ağustos 2010 Pazartesi

TATİL DÖNÜŞÜ HERKESE MERHABALAR


Geçen yıl yıllar sonra Marmaris'e tatile gittiğimde, hem koyları hem otellerin güzelliği hem de gece hayatının neşeli ve keyifli olmasından dolayı oldukça memnun kalmıştım ve bundan dolayı bu sene de '' Acaba nereye tatile gitsem '' diye düşünmeyip yine Marmaris'e gitmeyi tercih ettim... Geçen yıl da yazmıştım... İngiliz, İskoç ve Galli turistlerin fazlasıyla tatil için tercih ettiği Marmaris'te akıllı Türkler bu turistler için Anfield Bar, Red Devils of Manchester Bar, Ibrox Bar, Celtic Bar ve Sports Bar vardı. Bu yıl Sports Bar'ın yerine Everton Bar açılmış ama kaldığım 12 gün boyunca önünden sürekli geçtiğim Everton Bar'ın sinek avlaması sanırım sahibinin moralini bir hayli bozmuştur. Oysa hemen yanındaki ezeli rakibin Liverpool'un barı olan Anfield Bar'da yeri geliyor yer bile bulamıyorduk... Kısacası Anfield Bar yine geçen yılki gibi oldukça güzeldi ve hem servis hem de ortam oldukça başarılıydı. Tek fark Anfield Bar'ın akıllı yöneticilerinin Liverpool taraftarının gönlünü çalmak için Şampiyonlar Ligi Kupasının benzerini yaptırmış olmalarıydı. Kupa tamamen aynı... Bana da hazır görmüşken maket falan ama fotoğraf çektirmek düştü... Unutmadan Liverpoollularla geçen hafta Avrupa Ligi ön elemesinde Rabotnicki'yi 2-0 yendikleri maçı da izledim... Mekan sanki Fenerbahçe-Galatasaray maçı oynanıyormuş gibi doluydu ve son dakikalarda mekana gelenler geri dönmek zorunda bile kaldılar... Neyse olur da Marmaris taraflarına giderseniz geçen sene olduğu gibi yeniden tavsiye ediyorum bir akşam bu barların olduğu yere mutlaka gidin... Hele bir de maça denk gelirseniz keyfinize söyleyecek başka birşey kalmaz...
P.S. : Liverpool Rabotnicki maçından birgün önce Celtic Braga'ya 3-0 kaybedince, Rangerslıların Celtic taraftarıyla nasıl dalga geçtiğini görmek de güzeldi....:)

29 Mart 2010 Pazartesi

SAHADA TANIDIK CİSİM VAR


Futbolseverler hafızalarını biraz zorlasalar hatırlayacaklar. 17 Ekim 2009'da oynanan Sunderland-Liverpool maçında Darren Bent'in şutu, plaj topundan cesaret alıp Reina'yı yanıltarak filelerle buluşmuştu. Liverpool o golle Sunderland deplasmanından 1-0 mağlup ayrılmış ve Rafa Benitez'in koltuğu daha bir sallanmaya başlamıştı.

O maçın rövanşı dün Anfield Road'da oynandı. Torres ve Glen Johnson (tam basketbolcu ismi), plaj topuna ihtiyaç duymadan, attıkları gollerle havalandırdılar Sunderland filelerini. Ama taraftarlar muziplik yapacaklar ya, Reina'ya günün anlam ve önemini sahaya yine bir plaj topu atarak hatırlatmışlar. Fakat bu kez asayiş berkemal. Stewart abimiz topu götürmekle kalmamış, havasını da indirmiş işi sağlama alarak.

18 Ocak 2010 Pazartesi

14 Ocak 2010 Perşembe

YOU'LL NEVER LONG ALONE


Ders: Reading
Hoca: Rafa Benitez
Süre: 120 dakika
Konu: Kötü gittiğin sezonda, önce Şampiyonlar Ligi'nden sonra da FA Cup'tan itinayla elenmenin püf noktaları.

20 Kasım 2009 Cuma

ŞAMPİYONLAR LİGİ ÖZEL CUMARTESİ 12.20'DE STAR'DA


Bu hafta yine dopdolu bir içerik var kendi programım diye söylemiyorum.
Liverpool'un 2. kaptanı Jamie Carragher, 2005 yılındaki İstanbul Mucizesi'ni ve devre arasında soyunma odasında yaşananları anlatıyor. Ayrıca senaryosunu Steven Gerrard ve Jamie Carragher'ın yazdığı ''15 Dakikalık Dünya Şoku'' isimli filmin çok özel görüntüleri de var. Resimde görüldüğü üzere çok enteresan sahneler var. Benitez'e birebir benzeyen bir aktör, arkasında Atatürk ve Türk bayrağı portresi, fonda gitar çalan bir eleman ve elinde şişme kadınla boş boş oturan bir futbolcu. Carragher'ın yanında oturanlar da ilginç. Biri güneş gözlüklü çakma Sami Hyypia diğeri de saçlarından başka hiçbirşeyi benzemeyen imitasyon Baros. Carragher bu filmin perde arkasını da anlatıyor.

Diğer yandan;
Beşiktaş'ın 2003'teki Chelsea zaferi,
5. haftanın maçlarına bakış,
Interli Diego Milito ve Motta,
Lyon'un başarılı oyuncusu Miralem Pjanic,
Bordeaux'un kaptanı Alou Diarra'nın röportajları,
ve Şampiyonlar Ligi'nde 4. haftada atılan en güzel 5 gol ekranlarda olacak.
Şampiyonlar Ligi Özel Cumartesi saat 12.20'de STAR'da!

15 Ekim 2009 Perşembe

O AN


''The Miracle of İstanbul'' diyor Liverpoollular bu final için. Yani İstanbul Mucizesi. Milan fırtına gibi başlamış, Liverpool ise 6 dakikada attığı 3 golle getirmişti finalin sonunu. Yalan yok İtalyanları tutuyordum o maçta. Çocukluğumdan beri de öyledir. Bu kez farklıydı ama. Bunun adı tam bir finaldi.
Olimpiyat Stadı'na yakın oturmanın bedelini elektriklerin 9 kez kesilmesiyle ödedik biz de o gece ailece. Neyseki penaltılarda Einstein'ın ruhu gelip evimizi aydınlattı da kupa seremonisini görebildik.
120 dakika ve penaltılar sona erdikten sonra balkona çıktığımda gökyüzündeki o muhteşem parıltıyı hatırlıyorum. Olimpiyat'ın ışıkları odama kadar süzülüyordu neredeyse. Milan'a mı üzülsem, futbolun büyüsüne mi sevinsem bilemedim. Aklımda kalan tek şey maçın spikeri Ertem Şener'in şu sözleriydi;
''Asla yalnız yürümeyeceksin dediler, sözlerini tuttular ve şampiyon oldular.''

14 Ekim 2009 Çarşamba

ASLA RAYDAN ÇIKMAYACAKSIN!


Clive Owen en sevdiğim aktörlerden biri. BMW M5 reklamında Madonna'ya arka koltukta taklalar attırırken hayranlığım bir kat daha arttı kendisine. Sonraları ''Derailed'' ve ''Inside Man'' filmlerini izleyince olay budur demiştim zaten.
Sıkı bir Liverpool taraftarı olur kendileri. Anfield Road'da tribündeki yerini almış ama karizmayi çizmemek için güneş gözlüğünden de feragat etmemiş.
Güzel filmdi ''Raydan Çıkanlar'' ve güzel bir ablamızdı ''Jennifer Anniston''. Kadın milletine güvenilmeyeceğini bu kadar güzel anlatan başka bir eser yoktur heralde.

6 Ekim 2009 Salı

BENITEZ AĞA


2006-2007 sezonu. İlk maçı Chelsea, rövanşı da Liverpool sahalarında 1-0 kazanıyor. Haliyle uzuyor maç. Uzadıkça da keyif veriyor. Kırmızılar Anfield Road'da üstün olan taraf ama beklenen gol bir türlü gelmiyor. Penaltılara gidiyor maç. Rafa Benitez de gerim gerim gerilen teknik direktörlerin aksine bağdaş kurup öyle izlemeyi tercih ediyor penaltıları. Bir nargilesi eksik hani. Penaltılarda rakibine 4-1 üstünlük kuran Liverpool, Chelsea'yi Şampiyonlar Ligi'nin dışına elinin tersiyle itiyor. Finalde ise bir zamanların Milan'ına Alex Ferguson'ın deyimiyle ''ofsayt çizgisinde doğan adam Inzaghi'' nin golleriyle 2-1 kaybediyorlar.
Top sakallı haline alıştığımız Benitez tuhaf geldi gözüme bu fotoğrafta. Bir de o çoraplar ne öyle alacalı bulacalı. Ama karizmayla da bitmiyor işler. Ne demişler?
''İmaj hiçbir şeydir, Liverpool herşey''...

25 Ağustos 2009 Salı

HEPİMİZ IAN RUSH'IZ


Öndeki ufaklığa da bıyık taksalar tam olacakmış. 2006-2007 sezonu Galatasaray-Fenerbahçe maçında Song forması giyip, Song maskesi takan 50 kişilik taraftar grubu geldi aklıma.

23 Ağustos 2009 Pazar

TATİL ANILARI - 2


Tatil anılarımı gün be gün sizlere aktaracağımı söylemiştim. Marmaris'te Liverpool, Manchester United, Rangers ve Celtic'in barlarını görünce ister istemez hepsine bir uğrama durumu söz konusu oldu. Zaten Premier Ligde çocukluğumdan bu yana Liverpool'u destekliyor olmamdan dolayı da Anfield Bar bir anda önceliği kendisinde gördü. Bir Liverpool efsanesi olan Fowler Tshirtümle İngiltere-Hollanda hazırlık maçını izlemek için Anfield Bar'e gittim. Munüler oldukça güzel ve neşeli. Tüm yemekler Liverpool'da oynamış ya da halen daha oynayan oyuncuların isimlerini taşıyor. Harry Kewell ve Milan Baros'ta halen daha menüde yer alan isimler. Fiyatlar ve serviste oldukça güzel. Maça gelince Hollanda Kuyt ve van der Vaart'ın golleriyle ilk yarıyı 2-0 yapınca İngilizler bira tüketimini maç hazırlık maçı olsa da biraz devre arasında abarttılar. İkinci yarıda benim beğenmediğim forvetlerden Defoe maçı 2-2'ye getirdiğinde ise İngilizler oldukça sevindiler. Benden size tavsiye yolunuz Marmaris'e düşerse Uzunyalı mevkiinde yer alan bu mekanları mutlak şekilde bir uğrayın...

21 Ağustos 2009 Cuma

TATİL ANILARI - 1


Gazetelerdeki köşe yazarları tatile çıktıklarında köşeslerinde '' ...... ...... senelik izninin bir bölümünü kullandığı için 1 hafta aramızda olmayacaktır '' şeklinde yazıları görürüz ve ne hikmettir ki o yazar tatilden döndüğü zaman ülke meseleleri için '' Tatil Anıları 1-2-3.... '' adı altında tatilde gittiği yerlerde halkla konuştuklarını yazıya döker. Bende bunun bir ekmeğini blogta bir yemek istedim. Tatilden döndükten sonraki ilk yazımda belirtmiştim, tatil için Marmaris'e gittim ve yaklaşık 12 gün Marmaris'te kaldım. Marmaris aslında halen daha Bodrum-Çeşme-Antalya ve çevresi gibi çok fazla keşfedilmediği ve genellikle turistlerin geldiği bir yer olduğu için sanki Türkiye değilmiş gibi görünse de yukarıdaki manzarayı görünce Türkiye'de olduğumu hemen anladım. İngiliz turistlerin sayısının bir hayli fazla olduğu Marmaris'te bizimkiler hemen kafayı çalıştırmış ve Manchester United'lılar için '' Red Devils of Manchester Bar '', Liverpool'lular için '' Anfield Bar '' Glasgow Rangers'lılar için '' Ibrox Bar '', Celtic'liler içinde '' Park Bar '' hemen kurulmuş. Bunun yanı sıra Glasgow Rangers'ın GS Store, Kartal Yuvası ve Fenerium'a benzer ufakta bir mağazasıda bulunuyor. Barlarda genellikle maçlar izleniyor ve maç zamanı barlarda yer bulmak hakikaten çok zor oluyor. Neyse tamamına uğramışlığım olduğu için hep ile ilgili ayrıntılı bilgileri de kısa sürede sizlerle paylaşacağım.

11 Ağustos 2009 Salı

TOPLAYIN ORTALIĞI


Adam Madrid'i mesken tuttu artık ama hala unutulamadı belli.

4 Ağustos 2009 Salı

BENCH


Fotoğraf 14 Nisan 2009'da oynanan Chelsea-Liverpool Şampiyonlar Ligi maçından. Hani şu 4-4 sona eren efsane maç. İşte o karşılaşma öncesi Rafael Benitez ve ekibi Stamford Bridge'deki yedek kulübesinde yerlerini alıyorlar. Fakat seyircilerin oturduğu bölümle o kadar içiçeler ki Chelsea taraftarı Liverpool'lü futbolcularla neredeyse enseye tokat konumundalar. Bizde rakip takım futbolcusuna saldırmak için çatıdan atlayanları düşünüyorum da, bu durum canım Türkiyem'e biraz fazla lüks kaçardı heralde.

17 Haziran 2009 Çarşamba

MELANIE CHISHOLM



Nam-ı diğer Mel C. Spice Girls üyesi. 90'ların son döneminde dünya müzik piyasasına damgasına vuran isimlerden biri. Aynı zamanda koyu bir Liverpool taraftarı. Spice Girls'ten Victoria ile evli olan David Beckhamın O'nunla ilgili bir anısı var.

İlk buluşmalarında Beckham ve Victoria bir Çin lokantasından, sadece içecek birşeyler sipariş ettikleri, yemek yemedikleri için atılırlar. Victoria'nın aklına bir arkadaşına gitme fikri gelir ve bunu David'e söyler. O da kabul eder. Gerisini Beckham'dan dinleyelim.
'' Şansıma bahsettiği arkadaşı Melanie Chisholm'dü. Kendimi nasıl bir işin içine sokmuştum? Bir Baharat Kız'la çıkmıştım ve şimdi bir başka Baharat Kız'ın evine gidiyorduk. Bir kızla ilk çıktığı gece bir delikanlı daha ne kadar gergin olabilirdi ki ?
Oraya vardığımızda yatağından kalkıp kapıyı açan Melanie'nin üstünde pijamaları vardı. İçeri girip duvardaki Liverpool bayrağını gördüğümüzde ise benim içim daraldı. Henüz buna hazır değildim. ''

Melanie C hala bazı Liverpool maçlarından önce sahada minik bir konser verir ve Kop tribünleri O'na adeta tapar.

12 Haziran 2009 Cuma

PARA VE FUTBOL



Zaman zaman bu blogda değerli spikerlerimizin yazılarına da yer vereceğiz. Emre Tilev'in bugünki yazısı;

Merhaba,

Yeni bir blog. Genç kardeşlerin sporun içinde yer alan ve bunun için emek koyanların adresi ve ben.

Yaşamın gelecekte onların beyinlerinde şekillendiğini bilmek onların neler yapacağını bugünkü tempolarına bakarak anlamak beni bu sayfaya itti.

Düşmüşüm sporun içine o zaman bilgiye ulaşmanın kolay, ama doğru bilgiye el vermenin zor olduğu bu süreçte beraber koşalım mı?

“Kader tesadüf değildir. Yaşamı yaratan arzulardır.” der bir düşünür. Öyle değil mi? Ronaldo ama bu Cristiano olanı, nasıl emeklerle gelmiştir şu noktaya.

Babası Brezilyalı adaşından Ronaldo’dan etkilenmedi belki ama tarih sayfasına yeni bir Ronaldoyu sunacağını ve RONALDO İSMİNİN SANKİ FUTBOL İÇİN YARATILDIĞINI DÜŞÜNEREK ATTI BU ADIMI... Öyle bir adım ki 94 milyon Euro ediyor. Kendisinin yıllık alacağı 12 milyon euro buna eklendiğinde bir zamanların filmi geliyor aklıma;

“MİLYON DOLARLIK ADAM”

Emeğinin hakkını kabullaniyorum. Ama, evet kocaman bir AMA....

Kaslarıyla beynin uyumu ve karşılığında ortaya konan, futbol piyasasının çılgınlaşan yüzü. Bir bilim adamı tarihin sayfalarını değiştirirken bu parayı ucundan bile göremiyor.

Siyasi dünyanın kaderi, ülkelerin yaşamsal çizgilerinin mimarları paranın yanına yaklaşamıyor.



Ne yazık ki Fransız uçağı Brezilya 650 km açıklarında düşerken yaşamını yitirenlere ödenecek bedel kişi başına sadece 120 bin euro...Böyle bir kıyaslama uygun düşer mi bilinmez ama futbolun bu uçuk dünyasına artık bir dur demek gerek!

Batık bankalardan sonra kontrolsüz güçle yükselen kulüplerin yerle bir oluşlarını izlemek acı verecek.

Real Madrid herşeyini sattı. Perez artık bu güçsel yaklaşımını yeşil dolarları ortaya koyarak kanıtlamaya çalışırsa Santiago Bernabaeu iş merkezi yapımı için her an yıkılabilir. (İşin şaka tarafı bu tabi ama kaynaklar daralırken bu müsriflik niye ?....)

Liverpool’un Amerikalı ortakları zarar açıklıyor. Takım bu yıl İngiltere’de 2.3 milyar paundluk Tv satışıyla en yüksek gelir kalemini yakalayan ülkenin İngiltere’den.

Bu yıl Şampiyonlar Ligi çeyrek finalinde onlar geçen yılın yarı finalinde onlar öncesinde son 10 yılda finalde 2 kez onlar var...

Şampiyonluk yarışında son 3 haftaya kadar potada yer aldılar. Tüm bu cephelerden akan kaynaklara rağmen zarar açıkladılar. Kim kar elde ediyor...



Barca (Barcelona) evet ama farklı cephelerden, alt yapıya verilen önem ve bugün bile kadrosuna kattığı gençlerden büyüyerek. Şampiyon kadro üç kupalı zaferde 7 genç takımdan gelen isim var. Valdes, Xavi, Inıesta, Messi bunlardan en önemli dördü.

Manchester United işte bu tip hamlelerle çok değerli demeyip satarak..

Tek çare yetiştirmek. Doğru alt yapı ve sonra dünya piyasasına sunmak. Bundan sonra bunu başaranlar ayakta kalacak gerisi “EL GALACTİCOS” olacak belki ama galaksinin bulutları arasında bir görünüp bir kaybolacak. Şimdi aklımda. Mehmet Topuz için İspanyol kulüpleri 8 milyon euro öneriyor.

O zaman....

Emre TİLEV