11 Temmuz 2009 Cumartesi

A RIVEDERCI* NEDVED


Kayıyor yıldızlar birer birer. Niye gidiyorlar ki sanki? Yaşlanmaya bir çözüm bulamazmıyız futbolda. Hep aynı kalsalar, Hagi yine hiç umulmadık bir anda 35 metreden fileleri havalandırsa, Rıdvan yine tribündekileri bile çalımlayıp cezasahasına girse ya da Amokachi'nin rüzgarından soğuk alıp hastalansalar yine rakip takım defans oyuncuları. Biz futbolun en güzel olduğu dönemi yaşadık aslında. 90'ların sonu futbola her anlamda, Avrupa'da, Türkiye'de hatta Fransa'da 1998 yılında düzenlenen Dünya Kupası ile birlikte doyulan dönemlerdi. Belki internet pek yaygın değildi o dönemler ama futbolla yatıp futbolla kalkmak ne demekti çok iyi biliniyordu. Zaman geçiyor herşey değişiyor elbette. Serhan'la aynı jenerasyonuz. Geçen günlerde Popescu'nun verdiği röportajda yılların geçtiğini bir kez daha anladık televizyonda izlerken. O defansın gözbebeği, sigortası Popescu'nun saçlarına aklar düşmüş bembeyaz olmuş. Biz geçip giden zamanda yeni yetenekler ararken yıldızlar da bir bir kayıp gidiyorlar futbol arenasından. Gerçek yazdı Marcelo Salas'ı bugün. Şili milli takımını 1998'de desteklemem için tek sebepti Marcelo Salas.
Ve Nedved. Futbolseverler hatırlar, 1995 Kupa Galipleri Kupası'nda Galatasaray Sparta Prag ile eşleşince o toy çocuk hem Prag'daki hem de İstanbul'daki maçta neredeyse tek başına bitirmişti Galatasaray'ın işini. Kalede de futbolu uzun zaman önce bırakan, şu an Galataaray'ın demirbaşı durumuna gelmiş, uzun zamanlar Hayrettin Demirbaş'ın arkasında yedek beklemiş neyseki O'ndan kötü etkilenmemiş olan beyefendi kişiliğiyle Nezih Ali Boloğlu vardı. O Nedved çok kısa zamanda kendini Avrupa futboluna kanıtladı ve Lazio'ya transfer olup 5 sene başkent ekibinde forma giydi. O günlere dair hatırlamak istemediği tek şey eminim Cafu'nun O'nu maymuna çevirdiği anlardır heralde.

İlgili aramalar: spor - cafu -  roma -  italya -  cafu -  brezilya -  spor -  futbol


Ardından 8 yıl süren bir Juventus macerası. O artık bir efsane ve o şekilde bıraktı futbolu. Juventus başkanı Giovanni Cobolli Gigli Nedved'e, teknik direktör Ciro Ferrara'nın yardımcılığını teklif etti. Bakalım ilerleyen günler neler gösterecek bizlere.
Futbolu bıraksalar da futbolun içinde kalsınlar istiyor insan böyle yıldızlar için. Hagi Galatasaray'ı çalıştırırken, maç esnasında çok insanın içinden geçmiştir '' şimdi oyuna girse de maçın seyrini değiştirse '' diye. Doğruya doğru.


p.s: İtalyanca'da 'a rivederci' 'güle güle' anlamına geliyor.

DAYAN VEDAT BABA

İZLENMESİ GEREKEN FİLMLER

Son zamanlarda izlediğim iyi filmlerden biri. Biraz ağır işlese de daha iyi şekilde anlatılamazmış bence. Biraz anlatayım. 40-50 kişilik kör olan bir grup karantina binasına atılıyor. Burada yaşamaya çalışıyorlar. Tabi orada olan olaylar mükemmel. Kesinlikle kaçırmayın.Hannibal Lecter'in aşık olduğu Clarice başrolde.

J.M.S

Ayağı kırılmasa Juventus'ta çok büyük işler yapardı. Zamorano'nun kankası Salas futbolu bırakalı 3 ay oldu. Kısa boyuyla iyi sıçrar iyi vurur,çalım atar, şut çeker. Klas adamdı Jose Marcelo Salas. Şili formasıyla İtalya'ya attığı kafa golü akıllarda. Bir sene daha oynasa Vassell ile iyi bir ikili olurlardı. 60.000 kişi uğurladı onu, Hakan Şükür jübile yapsa maksimum 30.000 kişi olurdu. Biraz kendi futbolcularımızı sevelim bence. 30'u geçti diye hayatı bitti demeyelim. Ne 30 üstü oyuncular oynuyo dünyada.

10 Temmuz 2009 Cuma

HOP BİRADER NEREYE ?


Görüntüler dün oynanan Meksika-Panama maçından. Meksika'nın sabıkalı hocası Javier Aguirre, Panamalı oyuncu Philippe'i sağ taç çizgisi kenarında deyim yerindeyse tepiyor. Sonrası mı? Sana tribün yolları, bana kurşunlar. Philippe de kırmızıyı yedi kaynadı arada garibim.
Hatırlanacağı üzere Aguirre Atletico Madrid'i çalıştırırken, geçtiğimiz sezon Marsilya ile oynanan Şampiyonlar Ligi maçındaki ırkçı söylemlerinden dolayı 150 bin Euro ceza almış ve takımının oynadığı iki Liverpool maçını da tribünden izlemek zorunda kalmıştı. Adamın kanında var huysuzluk. Meksika'da da çok barınamaz bu gidişle zaten.

9 Temmuz 2009 Perşembe

FORMA NOSTALJİ #3 B. DORTMUND


Borussi Dortmund'un 1991-1992 sezonunda giydiği, Türk futbolseverlerin bilinçaltına yerleşen o forma. Doğal olarak bu formayla akıllara gelen ilk isim de Stephane Chapuisat olacaktır.

PES VALLA


Eski Real'li artık Manu'lu. Eski Manu'lu artık Real'li.

KADRO NOSTALJİ #4 HOLLANDA 88



Neyseki futboldan anladığım dönemlerde o kadroya denk gelebildim. TRT'nin verdiği maçları izlerken Avrupa Şampiyonasının ne olduğu, hatta Avrupa'nın ne olduğu ne işe yaradığı hakkında en ufak bir fikrim yoktu elbette. Ama Portakallardaki o uzun saçlı adam biraz farklıydı diğerlerinden. Aynı tanıdık yüzleri Milan'da da görünce dedim ki ''bu abiler futbolu iyi oynuyor''. Yanılmamış olduğumu tarih de bana gösterdi ki bu kadro hala daha hafızalarda. 1988'de eze eze kupaya uzanırlarken, Gullit saçlarını bir o yana bir bu yana savuruyor, Van Basten de akıllara zarar, fizik kurallarına aykırı goller atıyordu. Yeni umudumuz Rijkaard da kendisine verilen görevi fazlasıyla yerine getiriyordu elbette. O dönem bıyıklı futbolcular meşhurdu gerek Türkiye'de gerek Avrupa'da. Bıyığı olmayana kız bile vermezlerdi deyim yerindeyse. Özellikle Alman milli takımında bıyığı olmayan kadroya bile alınmazdı o derece.
Herneyse. 1988 hafızalarda hala tazeliğini koruyor. Çok merak ediyorum, Sovyetlerin kalecisi Dassaev, Van Basten'in o golünde topun nasıl geldiğini şimdi bile çözebilmiş midir acaba?

8 Temmuz 2009 Çarşamba

BECKHAM'IN KRAMPONLARI


Adidas'ın Beckham için Milan'da oynarken tasarladığı Predator ayakkabı. Sol ayakta İngiltere, sağ ayakta İtalya bayrakları. Her iki ayakta da sol kısımda DB (David Beckham), sağ kısımda V (Victoria) harfleri.

VALDES'E KATLANMAK

Son Şampiyonlar Ligi şampiyonu Barcelona'da kaleci Victor Valdes'in sözleşmesi 4 yıl daha uzatıldı. Sanırım Katalan olmasının verdiği milliyetçilik avantajını iyi değerlendiren Valdes bu sözleşmeye layık görüldü. Çünkü yıldızlar topluluğu olarak nitelendirilen Barcelona'da Valdes kalede hakikaten sırıtıyor. Gerçi Guardiola'da bu konuda sanırım yönetimi fazla sıkmıyor. Onda da 2 tane yersek nasılsa 4 tane atarız düşüncesi var. Hayırlısı olsun Valdes'e yeni sözleşmesi ama şu da bir gerçek 1994 yılı Şampiyonlar Ligi finalinnde Milan'dan yediği 4 gol hariç Zubizarretta'dan daha iyi bir kaleci Barça'ya gelmedi. Düşünüyorum da Bonano'lar, Hesp'ler içim karardı yine...

7 Temmuz 2009 Salı

JOHN TERRY = PAHA BİÇİLEMEZ


Carlo Ancelotti: ''Manchester City John Terry'i istiyor ama Terry'nin bir fiyatı yok!''

ÖZLEDİM


Harçlıklardan biriktirilen paraların(madeni para ama) bir avuç içine sıkıştırılıp bilgisayarcıda alınan derin bir soluğun ardından eve gelince 8 mb ramli, flu monitörlü bir bilgisayarda saatlerce açılmasını beklediğim o oyunu özledim.

ZIZOU



En önde kupayı elinde tutan çocuğun masumiyetine bakar mısınız. İleride daha da iyilerini hakedecek ve alacaktır da...

PARA BASSALAR BU KADAR OLMAZ


Avrupa'nın futbolcu bankası olarak sürekli olarak Hollanda kulüpleri konuşulur ve bu takımların başında da Ajax gelirdi ama işi para yönüne dökecek olursak ilk sırayı son 10 senede kazanan takım Portekiz'in Porto takımı aldı. 2002/2003 sezonundan bu yana kasasına 344 Milyon euroyu koyan Porto bu sürede 149 Milyon euro harcadı. Kısacası şu anda kasasına yaklaşık 200 Milyon euro parası sadece transfer gelirlerinden var. 2007/2008 sezonunda 31.5 Milyon euroya Anderson'u Manchester United'a, Pepe'yi 30 Milyon euroya Real Madrid'e satan Porto geçen sezon başında da Inter'de tutunamayan Ricardo Quaresma'yı İtalyan ekibine 25 Milyon euroya satmıştı. Bu yazada yine damgalarını vurmayı başardılar. Önce Lucho Gonzalez'i Marsilya'ya 18 Milyona, Lisandro Lopez'i de Lyon'a 24 Milyona sattılar. Şu ana kadar yaptıkları transferlere bakıldığında Olympiakos'tan Fernando Belluschi'yi 5 Milyona aldıklarını görüyoruz. Seneye de muhtemelen bu Hulk transferin yıldızı olacaktır. Bizim takımların transfer politikalarını, ödedikleri bonservisler sonrasında üstüne göndermek için verdikleri tazminatları da düşünürsek gerçekten halen daha Avrupa'nın gerisindeyiz ve bu da değişecekmiş gibi görünmüyor.... Umarım gün gelir devran döner...

6 Temmuz 2009 Pazartesi

DUNGA'NIN TERCÜMANI


Fotoğraf Konfederasyonlar Kupası'nda bir maç sonundan. Beckham ek iş almış galiba.

BECKHAM vs GARNETT



Garnett elinin hamuruyla Beckham'ın işine karışırsa ne olur ? Ya Beckham ayağıyla potalara hükmederse neler yaşanır? İzleyelim görelim.

KİM BU ÜNLÜ FUTBOLCU ?



David Beckham ve Brooklyn ve Romeo ve Cruz...

EN BAŞARILI TAKIM JENERASYONU


En Başarılı Takım Jenerasyonu Hangisiydi isimli anketimiz haftasonu itibariyle tamamlandı. Katılanlara ve yorumlarını belirtenlere sonsuz sevgi ve saygılarımı sunarım. bir nabız yoklayalım dedik ve olumlu tepkiler aldık. Tabiki bunun gibi anketler devam edecektir.
Galatasaray oyların büyük bir çoğunluğunu alarak okuyucularımıza göre 'En Başarılı Takım Jenerasyonu' olarak tercih edildi.
Sonuçlar aşağıda;

Galatasaray %64
Fenerbahçe %18
Beşiktaş %9
Trabzonspor %9

ROMA'NIN GLADYATÖRÜ


5 yıl daha uzatmış sözleşmesini, 2014'e kadar yuvasında. Ölene kadar Roma'da oynayacak belli. 1989'da girmiş kulübün kapısından içeri bir daha da çıkmamış. Dile kolay tam 20 sene. Hani derler ya 'damarımı kesseniz kanım sarı kırmızı akar' diye. İşte o hesap.
İtalya'dan bir isim yaklaşıyor yine Maldini'nin rekoruna. İnsanlara yaşayan efsane sıfatı yakıştırmak çok kolaydır. Bu sıfatın tam karşılığını veriyor işte Francesco Totti. Zaten futbolu bıraksa da Roma'nın başına O'nun gibi bir teknik direktör yakışır.

5 Temmuz 2009 Pazar

O ŞİMDİ NEREDE ? #2



Roman Kosecki

Galatasaray tribünlerinin ex aşkı. 6 milyarlık rekor transferiyle tribünleri ayağa kaldırmıştı.



1990-1992 yılları arasında giydiği Galatasaray formasıyla kısa sürede futbolseverlerin sevgilisi olmuştu. Sonunu kendisine teklif edilen parayı beğenmeyip elinin tersiyle itmesi ve basının o dönemki deyimiyle ''yere atması'' hazırlamıştı. Bir çok maçta kritik gollerde imzası vardı fakat Galatasaraylıların gözünde hep o Werder Bremen maçında attığı golle özdeşleşti.



Sarı Kırmızıların ardından 1 yıllık Osasuna macerası, ardından 2 sezonluk Atletico Madrid günleri. Sonrasında forma giydiği 4 takımın her birinde birer sezon formaya giyerek veda etti futbola Kosecki nam'ı diğer Kosa.



O şimdi milletvekili. Polonya meclisi ''Sejm''de 2005'te ''Milliyatçi Parti'' çatısı altında siyasete atıldı ve o günden beri görevini sürdürüyor. Hatta Türkiye ile ikili ilişkileri yürütmekte ülkesi adına kilit görevi O üstleniyor.

4 Temmuz 2009 Cumartesi

MAÇ ANILARINIZI YOLLAYIN YAYINLAYALIM



Şimdiye kadar gittiğiniz maçlarda başınızdan geçen enteresan olayları, yaşadığınız ilginç hatıraları bize yollayın yayınlayalım. Hem hafızalarımızı tazeleriz, hem de güzel bir paylaşım olur. Maç önü, maç sırasında ve maç sonunda unutamadığınız bir anınız varsa, o maçla ilgili aklınızdan çıkaramadığınız güzel detayları bizlerle paylaşın, DESPORTIVO'da yayınlayalım. Burası sadece bir blog değil, aynı zamanda sizin de düşüncelerinizi yansıtabileceğiniz bir paylaşım sitesi. Paylaşarak büyüyoruz.
Maç yazılarınızı, murat.turker@startv.com.tr adresine yollayabilirsiniz. Değerlendirmenin ardından maç anılarınız sırasıyla yayınlanacaktır.

3 Temmuz 2009 Cuma

CHELSEA'Lİ BOLT



Dünya rekortmeni falan ama dengesiz adam şu Usain Bolt. Bir gün bakıyorsunuz Manchester United antrenmanında, kafayı çeviriyorsunuz eline Chelsea formasını almış. Utanmasa tüm Premier Lig takımlarını dolaşacak.

Chelsea'nin resmi antrenman içeceği olan firmanın düzenlediği bir organizasyonda Chelse kulübü A takım doktoru Mark Gillett yaşayan efsane Jamaikalı atlet Usain Bolt'a, geçen yaz Pekin'de kırdığı 100 metre rekoru olan 9.69 numaralı bir Chelsea forması hediye etmiş. Bir sonraki durak Liverpool olur heralde. Kırmızı da yakışır hani Usain'e.


ADAM OLACAK ÇOCUK #5


Rafael Márquez

SERIE A'NIN YENİ SAKİNLERİ


Eski yüzler geri döndü. Kimi 1 yıl aranın ardından, kimi 10 yıllık bir ayrılık sonrasında. Hepsi birbirinden köklü kulüpler. Bizim belediye takımları gibi değil yani. Arkalarında kocaman bir şehri temsil ediyorlar. Parma'nın gurbet hasreti bir yıl sürdü. Fazla dayanamadılar dönüş yaptılar. İyi ki de yaptılar. Serie A denilince ezelden beri akla gelen ilk takımlardan biridir Sarı Lacivertliler köklü geçmiş ve başarılarıyla. Cassano'nun memleketi Bari de 2000-2001 sezonunda küme düşmesinin ardından, bu sene Serie A'ya ''katılalım bâri'' demiş ve teşrif etmiş. Livorno da 10 senelik bir ayrılığın ardından yeniden Serie A'da.

UEFA EUROPA LEAGUE 1.TUR MAÇLARI


İlk maçlar dün oynandı. Sürpriz çıkmadı favoriler kazandı genelde. İlginçtir hiç bir maç berabere sonuçlanmamış. Galatasaray 2. turdan katılıyor elemelere. Rakip bu maçlardan birinin galibi değil, Kazakistan'dan yani dünyanın diğer ucundan Tobol. İsmi 'Avrupa Ligi' olan bir organizasyonda Orta Asya'nın bağrından bir takım olması tuhaf elbette. İlginç rakipler çeker Galatasaray genelde. Tromso de dünyanın en kuzey noktasında yer alıyordu. Marjinal takım Galatasaray, seviyor uç noktaları.
Dün oynanan maçlarda geçmişte Türk takımlarıyla eşleşmiş tanıdık isimler var.

Sutjeska Niksic 1 - MTZ RIPO 1
Lahti 4 - Dinamo Tirana 1
Grevenmacher 0 - Vetra 3
NSI Runavik 0 - Rosenborg 3
Szombathelyi Haladas 1 - Irtysh 0
Sligo Rovers 1 - Vllaznia 2
Olimpi Rustavi 2 - B36 Torshavn 0
Anorthosis 5 - Kaerjeng 0
Slaven Koprivnica 1 - Birkirkara 0
Zimbru Chisinau 1 - Okzhetpes 2
Lisburn Distillery 1 - Zestaponi 5
Helsingborg 3 - MIKA 1
Valletta 3 - Keflavik 0
Dinaburg 2 - JK Nomme Kalju 1
Buducnost 0 - Polonia Warsaw 2
Narva Trans 0 - Rudar Velenje 3
Motherwell 0 - Llanelli 1
Banants 0 - Siroki Brijeg 2
Spartak Trnava 2 - Inter Baku 1
Dinamo Minsk 2 - Renova 1
Randers 4 - Linfield 0
Simurq Zaqatala 0 - Bnei Yehuda 1
Fram 2 - The New Saints 1

HAFİF KAÇTI


Raul Albiol attı imzayı çekti üzerine beyaz formayı. Transferi pek sansasyonel olmadı. Asıl patlama Ronaldo'da bekleniyor. O zaman stat dışına taşar kalabalık heralde.
9 yaşından beri Valencia'da olan, Valencia A takımı formasını 9 sene terleten genç! Raul Albiol Madrid'de artık. Bu Real Madrid'de var bir mıknatıs. Piyasada ne kadar Raul varsa çekiyorlar kendilerine.

2 Temmuz 2009 Perşembe

VALENCIA YENİ SEZON FORMALARI


Valencialılar da çıkmışlar podyuma. Kappa'dan ilginç bir tasarım. Kulübün sembolü olan yarasayı bayağı bir ön plana çıkarmışlar.



Göğüs kısmındaki UNIBET yazısı biraz fazla büyük olmuş hatta taşmış denilebilir. Onun dışında beğendim ben.

DZEKO MİLAN'A MI ?


Milan çok diretiyor bu dönem O'nun için. Haksız da sayılmazlar. Gençliğimizin genç Inzaghi'si artık yaşlandı kocaman amca oldu. Shevchenko zaten ayrıldı. Geriye kaldı Pato, bir tutam da Boriello.
Bundesliga'da geçtiğimiz sezon bütün maçları takip ettim. Sabri Ugan'la beraber hazırlıyorduk Futbol Smart için Bundesliga dosyasını. Gönüllerimizin takımı ilk maçtan beri Wolfsburg'du. Ayrı bir sempatimiz vardı Kurtlara ve her maçın anlatımında gollerde birlikte coşuyorduk Sabri Ugan'la. Wolfsburg'u sırtlayan iki isimden biri olan Grafite 2013'e kadar uzattı sözleşmesini. Dzeko da uzatmıştı ama teklif büyük yerden olunca, Milan gibi bir takımdan gelince şöyle bir yutkunuyor insan. Almanya'da şampiyon bile olsan Rossoneri'lerin yeri bambaşkadır heralde. ''Bırakın gideyim'' diyor Dzeko. Evet, keşke bıraksalar da gitse. Boşnak golcünün Milan'da yıldızını daha bir parlatacağına hiç şüphem yok.

BUONNANOTTE&FALCAO



Adidas'ın yeni reklam filmi. İki genç yıldız döktürüyor.

1 Temmuz 2009 Çarşamba

BÖYLESİ RAKİP TAKIM BAŞINA

ATÇI FERGIE & AŞÇI FERGIE



Alex Ferguson çok yönlü bir insan. Rock of Gibraltar isimli bir atı vardı ve O'na iyi kazandırmıştı. Hatta 2002 yılında ''Yılın Yarış Atı'' seçilmişti.



Hatta David Beckham ve arkadaşlarını bir keresinde zorla Chester yarışlarına bile götürmüş. Kendileri bundan çok keyif aldıklarını gizlemediler daha sonrasında. Jokey arkadaş da pek bir içten öpmüş Fergie'yi.



Atlar kesmemiş olacak ki kulübün mutfağına da el atmış tecrübeli teknik adam. Hani kulübün her kademesinde aktif derler ya o hesap. Fazla söze ne hacet.

UÇMA OWEN



3 milyon Euro imza parası + senede 3 milyon Euro ve 4 senelik anlaşma istemiş.

HALA MADRID !


Kaka dün gece 8 numaralı formayla ilk defa Barnebau'ya çıktı. 28 televizyon kanalının naklen yayınladığı stadda yaklaşık 50 bin kişinin bulunduğu şov bütün futbol medyasının gözünü Madrid'e dikmesine sebep oldu. Mükemmel bir şovdu. Forma numarası belli olmadan 2000 forma sattı Real Madrid ve sanırım 8 numaralı formadan 50 bine yakın satarlar.Haftaya da Cristiano Ronaldo'nun şovu yapılacak aynı görkemli töreni orada da göreceğiz. Muhtemelen 10 numarayı alacaktır Ronaldo.

Bugün itibariyle Benzama'yı da kadrosuna katan Real Madrid 3-2-5 taktiğiyle oynayacak herhalde. Büyük bir kıyım yaparlar. Belki 1-2 futbolcu da Türkiye'ye gelir.
Casillas
Ramos - Pepe - Albiol - Marcelo
Guti(Gago)-Diarra
Ronaldo - Kaka - Robben
Benzema (Raul-Nistelrooy-Higuain)
Parantez içleri uzar gider.

30 Haziran 2009 Salı

BOJAN NE YAPIYOR?

HENRY'NİN ÇOCUKLUĞU


Tipe bak :)

ALMANYA'NIN GENÇLERİ


U21 Avrupa Gençler Şampiyonası'nda finalde İngiltere'yi 4-0 gibi ezici bir üstünlükle devirerek kupaya uzandılar. Takımı bir zamanlar Samsunspor'da teknik direktörlük yapan Alman futbolunun önemli isimlerinden Horst Hrubesch çalıştırıyor. İngiltere karşısında ilk 11'de forma giyen önemli isimler var ve çoğu Bundesliga'da bu sezon şampiyonluğa oynayan takımlarda forma giydiler. Mesut Özil finalde maçın adamı seçilmiş. Beter olsun diyorum. 48. dakikada takımın 2. golüne imza atmış. Diğer goller 23'te Castro, 79 ve 84. dakikalarda Wagner'den gelmiş. Takımda devşirme çok isim var. Mesut da bunlardan biri. Sadece bizim gurbetçiler değil, başka ülkelerin de gurbetçileri var o topraklarda. Örnekler çoğaltılabilir.

Sami Khedira: Tunus asıllı
Ashkan Dejagah: İran asıllı
Marko Marin: Sırp asıllı
Anis Ben Hatira: Tunus asıllı
Gonzalo Castro: İspanyol asıllı
Jerome Boateng: Gana asıllı
Dennis Aogo: Nijerya asıllı
Chinedu Ede: Nijerya asıllı
Mesut Özil: Türk asıllı

Bu saydığım isimlerden 4'ü finalde İngiltere'ye ilk 11'de karşı forma giydiler. Almanlar harmanlamayı iyi yapmışlar ve kaliteli bir ekip kurmuşlar. Hepsinin ortak özelliği Almanya doğumlu olmaları. Bu gençler ileride çok takımın canını yakar benden söylemesi.

29 Haziran 2009 Pazartesi

KADRO NOSTALJİ #3 PARMA 94



Yıldız kaynıyor resmen. Zola, Asprilla, Sensini, Brolin... Şimdiki Parma eskiye rahmet okutuyor. 2008-2009 sezonunda Serie B'yi 2. tamamlayarak asıl yerleri olan Serie A'ya döndüler. Özlüyoruz eskileri yalan yok.

GİZLİ KAHRAMAN İLYAS


12 yaşında minik takımda başlayan ve tam 9 yıl süren Galatasaray kariyeri. Şu anda Galatasaray'a 9 yıl hizmet veren isim azdır. 28 Kasım 1996'da oynanan Gençlerbirliği kupa maçında kaçan penaltı ve akabinde hızla başaşağı giden bir kariyer. 9 farklı takımda oynadı o yıldan beri İlyas. Bugün de 10.suna imzayı attı. Adanaspor'lu artık o 1. Feldkamp döneminin 'gelecek vadeden' yıldızı.
İlyas Kahraman belki o Türkiye Kupası maçında penaltıyı kaçırmıştı ama, çok değil aynı sene yani 24 Nisan 1996'da Kadıköy'de oynanan Fenerbahçe-Galatasaray Türkiye Kupası final rövanş maçında, uzatmaların 116. dakikasında sol kanatta Uche'yi geçtikten sonra topu içeri çeviriyor ve Saunders gelişine çok sert vurarak topu ağlara gönderiyordu. Herkes bugün golü atan Saunders'ı hatırlar ama o golde aslan payı İlyas'a aittir ve o gol Galatasaray'a Türkiye Kupası'nı getirir. Fakat o golden 7 ay sonra, aynı sene içinde de İlyas'ın Galatasaray kariyeri, kaçırdığı penaltının ve Galatasaray'ın elenmesinin ardından sona erer.
Hayrettin o 18 penaltıdan birini kurtarsa, şu an durum nasıl olurdu acaba?

DORTMUND'TA UZADI


Transfer dönemi tüm hızı ile devam ede dursun, Türk takımlarının ağzını sulandıran oyunculardan Nuri Şahin 2010 Haziranında Dortmund'la sona erecek olan sözleşmesini 2013 yılına kadar uzattı. E artık bir zahmet gazetelerimiz Nuri'nin Türkiye'ye transfer haberlerine de son noktayı koyar. Gerçi '' Sözleşmesini uzattı ama kiralık formülü aranıyor '' haberlerini de duyabiliriz.

GEMİSİNİ KURTARAN KAPTAN


Maçın teknik taktik analizine hiç girmeyeceğim. O olay beni aşar, hele hele Ömer Üründül gibi 'sayın herşeyi bilen' bir abimiz varsa benim ne haddime. Belliydi maçın 'top bir o kalede bir kalede' şeklinde geçmeyeceği. Nitekim öyle de oldu. Top hep 'o' kaledeydi ve futbolun adaleti aslında bir nevi kendisini gösterdi. Amerika'ya yazık oldu belki ama 2 gol atıp üstüne yatarak, bir final maçında kupaya uzanmak üstelik Brezilya karşısında biraz zordu. Rakip belki bir başka takım olsa Amerika'ya 2. golden sonra bile verilebilirdi kupa.
İkinci yarıya golle başlamak maçı getirdi belki de. İlerleyen dakikalarda Brezilya öyle bir dalga dalga geldi ki değil Tim Hovard, kalede iki kaleci olsa bile bu maçın gideceği ikinci devrenin başından belli olmuştu neredeyse. Dani Alves ve Elano değişiklikleri, diğer mahallede dayak yiyen çocukların, abilerini çağırıp olaya kesin çözüm getirmeleri gibi birşeydi sanki. Zaten en sonunda da tecrübeli kaptan Lucio olaya el pardon kafa koyarak, evlerine en az yarım saat erken dönmelerini sağladı arkadaşlarının.
Brezilya'yı kutluyor ve artık 2010'u bekliyoruz. Sepp Blatter her ne kadar yaptığı son açıklamada yüreklere su serpmese de -vuvuzela 2010 Dünya Kupası'nın bir simgesi olacaktır- demişti, o futbol şöleni için 'vuvubelaya' rağmen' tam 1 sene beklemek zorundayız.
Bizim de Konfederasyonlar Kupası için hazırladığımız nacizane bier anket vardı ve dün itibariyle sonuçlandı. Oylamaya katılanların favorisi de Brezilya oldu.

Konfederasyonlar Kupası'nı hangi ülke kazanır?

1- Brezilya %73
2- İspanya %17
3- ABD %10
4- G.Afrika %0

28 Haziran 2009 Pazar

OGUCHI ONYEWU



Nijerya asıllı Belçika vatandaşı Fransa'da doğdu Beşiktaşlı oldu ABD milli takımında oynuyor ismi Japon isimlerini andırıyor. Spiker Erdoğan Arıkan Fenerbahçe ve Sivasspor ile adı anılıyor dedi maç esnasında. Sivaslılar alınmasın ama yazık olur öyle bir durumda. Wikipedia'da an itibariyle (22.06 pm) Fenerbahçe'nin futbolcusu olarak gözüküyor. 4 numarayı bile kapmış. Goodbye Edu goodbye.