2 Ekim 2010 Cumartesi
BAKKALDA ŞAMPİYONLAR LİGİ
Tipler numune, müzik harika, bakkal Guisseppe Meazza. Kim düşündüyse arzular da şelale.
1 Ekim 2010 Cuma
BARAJ DEDİĞİN BÖYLE OLUR
24 Eylül 2010 Cuma
MEKANIN CENNET OLSUN KAZIM KANAT

O'nu da kanser illetine kurban vermiştik bundan tam 2 sene önce. ''Yılmayacağım, mücadeleme devam edeceğim'' diyordu. Etti de... Ama takdir-i ilahi ölüme karşı gelinmiyor. Azrail bir kere çalınca kapıyı giriveriyor içeriye. Sivri dili, futbolcuları soyadıyla telaffuz edişi ve bildiği doğrudan şaşmaması miraz kaldı biz genç nesillere. Ekranlardaki onca görüntü kirliliğinin arasında sevecen bir yüzdü Kazım Kanat. Kanser O'nu da yendi. Nur içinde yat güzel insan...
26 Ağustos 2010 Perşembe
UEFA AVRUPA LİGİ SPİKERLERİ
19 Ağustos 2010 Perşembe
ZEKAİ&TOTTI
18 Ağustos 2010 Çarşamba
DEMETRIO ALBERTINI

Futbolu, daha doğrusu Milan'ı sevdiren, yegane isimlerden biriydi Albertini. Eksikliği hissediliyor herdaim gitti gideli. Kalbimin futbol yıldızlarından biri ve hep öyle kalacak. San Siro'da gözler her zaman o büyük ustayı arayacak.
Demetrio Albertini
Yükleyen Shooting-star. - En yeni ve en heyecanlı spor videolarını keÅ�fedin.
12 Ağustos 2010 Perşembe
MOURINHO&SA PINTO
Mourinho Porto'yu çalıştırdığı dönemde Bonfim'de otururken ev sahibi de Sporting Lisbon forması giyen Sa Pinto'dur. 2002-2003 sezonu. Porto-Sporting Lisbon maçı. Mourinho Porto'nun başında Sporting Lisbon maçına çıkıyor. İlk yarının sonlarına doğru Sporting'in sağbek oyuncusu Mourinho'nun önünde sakatlanır ve yerine sakatlıktan yeni kurtulan Sa Pinto girer. Devre olur ve Jose soyunma odasında Derlei'yi yanına çekerek gerekirse gol atmayı bile unutmasını ve sadece Sa Pinto'nun üzerine oynamasını ve O'nu yormasını söyler. İkinci devre başlar ve Sa Pinto'da yorgunluk belirtileri başgösterir.
Maçın bir anında Sa Pinto, Mourinho'nun yanına gelir ve diyalog şöyle gelişir;
Sa Pinto: Şu Derlei'yi çek artık tepemden!
Mourinho: Neden çok mu yoruldun?
Sa Pinto: Sakatlıktan yeni çıktım adam golü unuttu bana yükleniyor. Bıraksın artık yakamı.
Mourinho: İyi o zaman. Clayton'ı da alıyorum oyuna, hazırlan.
Sa Pinto: Sen delisin!
10 Ağustos 2010 Salı
FUTBOLUN DEVLERİ - MESSI

Star TV spor spikeri ağabeyim sevgili Uğur Önver'in özledim.com isimli ilk kitabının ardından ikinci kitabı, Futbolun Devleri - Messi kitapçılardaki raflarda yerini aldı. Üstelik bu kez futbolseverlerinin damarlarını Messi ile bamtelinden titretircesine.
"Messi, futbol tutkusu ile büyüdü. Daha okuma yazma öğrenmeden futbol okuluna başladı. Çelimsiz görünen bedeninden beklenmeyecek bir tekniği vardı. Tek çare, her gün iğne olmasıydı. Ama ailesi bu masrafı karşılayabilecek güçte değildi.
River Plate ise bu masrafı karşılamayı istemiyordu. Messi için umutlar tükenirken, hiç beklenmedik bir fırsat çıktı karşısına. Barcelona! Dünyanın en büyük kulübü, 13 yaşındaki Messi'yi kendi bünyesine kattı. Bit lakaplı küçücük bir çocuktan futbolda bir dünya devi olmaya uzanan yol!
İşte bunun sırrı bu kitapta! "
diyor ve Bill Shankly'nin bir cümlesiye özetliyor anlatmak istediklerini Uğur Önver...
"Bazı insanlar, futbolun bir ölüm-kalım meselesi olduğuna inanırlar. Sizi temin ederim ki ondan çok daha önemlidir."-Bill Shankly "
Uğur Önver'in kaleminden Messi'yi okumak büyük keyif olacak.
5 Ağustos 2010 Perşembe
FORMALARDA ESKİYE DÖNÜŞ MÜ VAR?

Hani logoyu bilmesek Manchester United değil de Norveç Ligi'nden bir takım sanırız. Bol dökümlü, omuz, kollar desenli nakışlı formalar 90'lı yıllarda kalmıştı benim hatırladığım ama Manchester United bir geri dönüş gerçekleştirmiş sanırım. En son buna benzer bir formayı(altta) -ama daha sade- 1999-2000 sezonunda giymişti Kırmızı Şeytanlar.Yadırgadım ama zamanla gözüm alışır belki. Bilemedim...
3 Ağustos 2010 Salı
TANJU'DAN SEVGİLERLE
BOŞUNA KIVRANMA REINA

O golü yiyeceksin nasılsa... Olimpiyat yolları taştan, Galatasaray çıkarmıştı bizi baştan o sene. Hani ''eve de yakın lan'' felsefesiyle bütün maçlara gitme kararı almıştık ama çekilen çile hesaba katılmamıştı pek. Gerçi iki maç sonra kamyonların kullandığı arka bölümdeki patika yolu keşfedince, millet stada 8 saatte giderken, bizim katettiğimiz mesafe 8 dakikaydı. Soğuk bir İstanbul akşamında polarlar giyilmiş, o da yetmemiş montlar çekilmiş, bununla da kalınmamış atkılar sarılmıştı. Maça izdihamdan 10. dakikada girilse de bu golü çıplak gözle izlemek de bambaşkaydı. Çikolata renkli frikikçi Cesar Prates'ten gelsin o zaman;
Golü taktım doksana
İzleyedur Reina
AVRUPA ÖN ELEME MAÇLARI SPİKERLERİ
2 Ağustos 2010 Pazartesi
TATİL DÖNÜŞÜ HERKESE MERHABALAR

Geçen yıl yıllar sonra Marmaris'e tatile gittiğimde, hem koyları hem otellerin güzelliği hem de gece hayatının neşeli ve keyifli olmasından dolayı oldukça memnun kalmıştım ve bundan dolayı bu sene de '' Acaba nereye tatile gitsem '' diye düşünmeyip yine Marmaris'e gitmeyi tercih ettim... Geçen yıl da yazmıştım... İngiliz, İskoç ve Galli turistlerin fazlasıyla tatil için tercih ettiği Marmaris'te akıllı Türkler bu turistler için Anfield Bar, Red Devils of Manchester Bar, Ibrox Bar, Celtic Bar ve Sports Bar vardı. Bu yıl Sports Bar'ın yerine Everton Bar açılmış ama kaldığım 12 gün boyunca önünden sürekli geçtiğim Everton Bar'ın sinek avlaması sanırım sahibinin moralini bir hayli bozmuştur. Oysa hemen yanındaki ezeli rakibin Liverpool'un barı olan Anfield Bar'da yeri geliyor yer bile bulamıyorduk... Kısacası Anfield Bar yine geçen yılki gibi oldukça güzeldi ve hem servis hem de ortam oldukça başarılıydı. Tek fark Anfield Bar'ın akıllı yöneticilerinin Liverpool taraftarının gönlünü çalmak için Şampiyonlar Ligi Kupasının benzerini yaptırmış olmalarıydı. Kupa tamamen aynı... Bana da hazır görmüşken maket falan ama fotoğraf çektirmek düştü... Unutmadan Liverpoollularla geçen hafta Avrupa Ligi ön elemesinde Rabotnicki'yi 2-0 yendikleri maçı da izledim... Mekan sanki Fenerbahçe-Galatasaray maçı oynanıyormuş gibi doluydu ve son dakikalarda mekana gelenler geri dönmek zorunda bile kaldılar... Neyse olur da Marmaris taraflarına giderseniz geçen sene olduğu gibi yeniden tavsiye ediyorum bir akşam bu barların olduğu yere mutlaka gidin... Hele bir de maça denk gelirseniz keyfinize söyleyecek başka birşey kalmaz...
P.S. : Liverpool Rabotnicki maçından birgün önce Celtic Braga'ya 3-0 kaybedince, Rangerslıların Celtic taraftarıyla nasıl dalga geçtiğini görmek de güzeldi....:)
30 Temmuz 2010 Cuma
KAPLANIN ELLERİ PARDON GÖZLERİ
Henry'e patisiyle düzeltip İrlanda altıpasının içine topu yönlendirmesinden sonra oluşan antipatim şu tişörtün ardından yükselişe geçmiştir an itibariyle. Yıllardır hafızalardan silinmeyen Rocky ve Mr. T'nin rol aldığı efsane Rocky III serisinin final karşılaşmasındaki o sahne çocukluğumun en güzel hatıralarından biridir. Bu arada Amerika'ya hemen uyum sağlamış (anti-sem)patik Fransız.
28 Temmuz 2010 Çarşamba
BUGÜNLERİ DE Mİ GÖRECEKTİK?
Kimine göre vefa, kimine göre profesyonellik, kimine göre yer değiştirme. Ne bir yöneticiyim, ne de futbolcu. Elbette o mantıkla düşününce olaylar farklı değerlendirilir. Ama bir taraftar olarak baktığımda, Real Madrid'i destekliyor olsam, Raul'ü böyle görmek yüreğimi sızlatırdı. Dile kolay 1994-2010 yılları arası bir nesli büyüttü. Attığı goller sadece İspanya'yı değil, dünyayı ayağa kaldırdı. Schalke için akacak artık teri. Real Madrid benim için Raul Madrid'di. Neyse ki Jose orada. Yoksa hiç çekilmezdi...SABRİ UGAN O GOLÜ ANLATIYOR

Sağolsun ricamı kırmadı ve satırlara döktü yüreğindekini Sabri ağabey. Yarın akşam oynanacak Galatasaray-OFK Beograd maçını da Türkiye O'nun sesinden izleyip dinleyecek. Ben bu konuda biraz daha şanslı oluyorum sanırım, O maçı anlatırken yanında olacağım.
Athletic Bilabao maçıyla verdik startı. Soğuk bir dersane günüydü o günün sabahı. Beyazıt Meydanı'nda kafasında tuhaf şapkalarla Basklıları görünce takılmadan duramamıştık zaten. Saatler sabahtan 21.45'e ayarlanmıştı. Kalpler başka atıyor, heyecan tavana vuruyordu. Galatasaray tek kale oynuyor, 2 metrelik Robert, Hakan Şükür'ü kilitliyor, Kral'a adım attırmıyordu. Sürpriz gol Okan'dan geliyor, ama biz daha tekrarını izlerken İsmael Urzaiz defansın hatasını affetmiyordu. Sinirler gerilmiş, soluklar tutulmuş, kalp atışları iki katına vurmuştu.
Gelin devamını Sabri Ugan'dan dinleyelim;
"Tamam belki 20 olmadı ama, en azından iyi futbol ve "bol bol pozisyon" var...:)
Fenerbahçe'nin Old Trafford'da, Manchester United'ı Boliç'in golüyle 1-0 yendiği maçı Süper FM'den naklen anlatmıştım.
Onu saymayalım.
Biraz geriye saralım.
Benim, "yerinden" anlattığım ilk maç 1997 Kupa Galipleri Kupası maçıdır. Büşah Gencer'in beni görevlendirdiği küçük kağıt parçasını hala saklarım. O güne kadar çok fazla tecrübe sahibi değildim ama gözünü kırpmadan Rotterdam'a göndermişti. Barcelona - PSG Finali..
Sanırım o şansı iyi kullanmış olmalıyım ki, o zamanlar (Teleon'da) bir dolu Süper Lig maçıyla birlikte Şampiyonlar Ligi (4 final) anlattım..
"Hangi takımı tutuyorsun?" sorusu sonrasında yapılan yorumlar şöyledir "Ben senin Galatasaraylı olduğunu biliyorum"
Bunun nedeni, Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi'nde çok başarılı olduğu senelerde neredeyse tüm maçlarını benim anlatmış olmamdır.
Atletic Bilbao, Rosenborg, Real Madrid, G.Rangers, Monaco, Olimpiakos hemen bir çırpıda sayabildiklerim. Az biraz daha yoklasam hafızamı daha da çıkar elbet.
İşte bütün o galibiyetlerde hep ben vardım ekran mikrofonlarında.
Evet...
Başlangıç noktası olarak Athletic Bilbao maçını almak gerek.
Şampiyonlar Ligi'nde o sezonun Ali Sami Yen'deki ilk karşılaşmasıydı.
O maçta efsane kaptanlardan Cüneyt Tanman'la birlikteydik.
90+'lar başlamıştı.
Maç 1-1 devam ediyordu.
İçimden bir ses "Galatasaray bu maçı alacak" diye fısıldıyordu kulağıma ama mantığım da haykırıyordu "Nasıl olacak bu iş? Biraz sonra duyacağın düdük maçı bitirecek"
İşte kalbimle mantığımın deli gibi kapıştığı o dakikalarda Tugay orta alanda bir top kaptı.
Yemin ederim içimde kelebeklerin kanat çırpmaya başladığını hissettim.
Tugay aldı ve solundaki Hagi'ye verdi.
Hagi topu dokundu..
Biraz ileri açıldı.
Sonra bir daha dokundu..
Vuruş mesafesine yaklaştı..
Ve o muhteşem sesi duydum..
"Dummm!!!"
Hagi vurmuştu.. Athletic Bilbao kalecisi Etxeberria'nın topa uzandığını gördüm.
Yemin ederim Ali Sami Yen'de "Çıt" çıkmıyordu.
O sessizliği sanırım benim çığlığım bozdu önce..
"Goooooooooooooolllll" diye bağırdım.
Ama, topun filelerle buluştuğunu görmemiştim.
Hagi vurmuştu,
Etxeberria uzanmıştı ve ben "Goooll" diye haykırıyordum...
Cüneyt ağabey ensemden tuttu, yerden kaldırdı...
Goldü...
Evet evet goldü...
Galatasaray o sezonun Ali Sami Yen'deki ilk maçında Athletic Bilbao'yu 2-1 yenmişti... :))"
Eline diline yüreğine sağlık Sabri ağabey...
OFK Beograd maçında da senden bol gollü bir galibiyet bekliyoruz:)
ŞİMDİ REKLAMLAR
Euro 2004 öncesi Pepsi reklam atağına geçerek büyük sükse yapmıştı. Tabii ki futbol dolu bir yaz öncesi olduğu için yıldızlar kadroya dahil edilmiş, pudralanmış ve kadrajlar ayarlanmıştı. Beckham ve arkadaşları zalim kumandana kafa tutuyor. Kadroda kimler yok ki...
Roberto Carlos, Raul, Ronaldinho, Totti ve çiçeği burnunda Beşiktaşlı Guti...
27 Temmuz 2010 Salı
MARADONA by KUSTURICA
Maradona'yı bir kez daha sevmek için güzel bir sebeptir, O'nu Kusturica'nın objektifinden izlemek. İngiltere'ye attığı yüzyılın golü, başkaldıran yapısı, sempatikliği ve neden dünyanın en büyük futbolcusu olduğunu anlatıyor Maradona. Defalarca izlemek isteyeceğiniz, kaçırmamanız gereken bir yapım. Şiddetle tavsiye ederim.NASIL ANLATALIM BU GOLÜ ŞİMDİ SİZE?
Eveeeet Sabri abi. Gün bugündür. Muhtemelen sabah şirkete geldiğinde bu postu okuyacaksın ve kayıtsız kalmayacaksın adım gibi eminim:) Hagi o gün Monaco'ya o golü attı, hem de öyle bir taktı ki Porato hala topu filelerden çıkarmaya çalışıyor. Ali Sami Yen'e her gidişimde gözlerimle o mesafeyi kestirip, kaleyi tutturup o golü hayalimde izliyorum. Sen o gün '' nasıl anlatalım bu golü şimdi size?'' demiştin. Gerçekten anlatılmaz yaşanırdı o an. Ama 10 sene geçti artık üzerinden. Şu golü bize bir kaç cümle de olsa bir zahmet anlatıver, bizi o geceye geri götürüver. Bu da kardeşinin nacizane bir ricası olsun:)
DÜNYA KUPASINDAN KARELER
GÜNE TEBESSÜMLE BAŞLAMAK
26 Temmuz 2010 Pazartesi
BATTAL GAZİNİN OĞLU
HORMONLU FANTOM VE HORMONLU ADRIANO

Fantom ormanda hızını alamamış ve Roma'nın antrenman sahasına dalmış. Bu biraz hormonal hali ama. Ziyanı yok Adriano alışkın fazla kilolara o yüzden yadırgamaz hiç. Roma taraftarının kendisinden beklentisi oldukça fazla. Yeniden doğuş diyorlar Adriano'nun İtalya'ya dönüşü için. Bakalım bu macerası nasıl sürecek?
Bekleyelim, görelim...
HAYROLA VAN BOMMEL?
DIEGO'DAN İNCİLER
KES BİR YARIM YAĞSIZ OLSUN

Messi ve yenge başbaşa yemekteler. Konuk futbol yıldızı olunca böyle masanda keserler döneri. Döner dedim gerçi ama başka bir yöresel yemek midir onu da çözemedim. Neticede o şişe takılıyorsa ve dönüyorsa dönerdir gözümde. Bu arada aman hocam dikkat, Messi bu. Bıçağı pek bir sakat tutmuşsun. Messi de nasıl hayran hayran izliyor kerata.
YAPMA BUNU! YAPMA BUNU!

Maradona'dan sonra Pato da vuvuzelalı poz verenlerden. AIDS'le mücadele yararına bir organizasyona katılmıştı genç Pato. Orada da eli boş durmamış anlaşılan. Liglerin başlamasına birşey kalmadı. Tottenham önderliğinde 6 Premier Lig takımı sahalarında vuvuzelayı yasaklamıştı. Bakalım bu durum bizim ligimie nasıl sirayet edecek. Tuhaf milletiz vesselam. Televizyonda izlerken söveriz, ama kendimiz yapsak severiz. ASıl merak konusu ise vuvuzelası olmayan taraftarın nasıl bir tepki göstereceği!
PİYANİST
25 Temmuz 2010 Pazar
HAND OF GOD
24 Temmuz 2010 Cumartesi
DÜNYA KUPASINDAN KARELER
23 Temmuz 2010 Cuma
KALEDEN KALEYE ŞAHİN UÇURDUM

İlkokulda öğretilen bir şarkıydı ''Kaleden Kaleye Şahin Uçurdum''. Belki de sarhoş öğretmenimiz bir tek bunu bilir, her müzik dersinde önce öğretir, sonra söyletirdi. 5. sınıf kaleden kaleye şahin uçurmakla geçti. Alakasız bir yerden girdim konuya farkındayım.
Luis Martinez vardı bir zamanlar. Yakın zamandı hatta. 2006'da geldiği Sakaryaspor'da başarılı performans göstermiş, Kolombiyalı ''başarılı'' kalecilerin ligimizi parsellediği dönem kariyerini cilalamıştı. Bir kaç kez Galatasaray'ın da transfer listesine girmiş, sonradan yalan olmuştu ayrı mesele. Ülkesinin yolunu tutanlardan O da. Vestel Manisaspor'da 1 sezon kiralık oynadıktan sonra Once Caldas kalesini koruyor şu anda. Kolombiya milli takım kalesini koruduğu dönem, Kolombiya-Polonya maçında kaleden kaleye degajla efsane bir gol atmıştı Polonya kalecisi Tomasz Kuszczak'a. Yaşı da fazla değil 27, hani gelse hala birşeyler yapar.
94 MODEL PARMA
94 model bir arabaya günümüzde fazla rastlamayız ama böyle bir takıma 2010 yılında rastlasak ağzımız açık izlerdik heralde. Fakat 1994 Kupa Galipleri Kupası'nda bu kadro Arsenal'e 1-0 kaybetti. Sensini, Brolin, Crippa, Benarrivo, Aprilla, Zola... Arsenal'in forvet hattındaysa bir dönem Trabzonspor forması giyen Kevin Campbell yer alıyordu. Final ise kutsal topraklarda, yani Copenhag'ın Parken Stadı'nda oynanmıştı.
MÜKEMMEL KURTARIŞ
20 Temmuz 2010 Salı
VEDAT OKYAR'I RAHMETLE ANIYORUZ

Bugün o güzel insanın aramızdan ayrılmasının tam 1. yıldönümü. Sanlı kaptan ve rahmetli İlker Ateş ile birlikte Beşiktaş TV'ye program yaparken, her Pazartesi akşamı gelir, sırtımı sıvazlar, tüm mütevaziliğiyle ''kolay gelsin genç'' derken ben utancımdan yerin dibine geçerdim her seferinde. Nasıl utanmayayım ki? Tarihten bir sayfaydı karşımdaki, bir semboldü. Futbolunu göremesem bile, efendiliğiyle, bilgisiyle, kültürüyle bu kalbe taht kurmuştu Vedat Okyar. Bu resim de spor servisinde muhtemelen o akşamlardan birinde çekildi. Zaman çabuk geçiyor, 1 sene olmuş aramızdan ayrılalı. Toprağın bol, mekanın cennet olsun Vedat baba...
























